Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
ALEVİLERİN GEÇMİŞİNDEN İZLER
01 Mart 2021 Kültür 9871

ALEVİLERİN GEÇMİŞİNDEN İZLER

 

 

Çınar: Sümer tabletleri Aleviliği anlatıyor

 

            Yazar Erdoğan Çınar, Alevi Yol inancı ile Sümer Medeniyeti inanışının büyük benzerlikler gösterdiğini iddia ederek “Alevilikle ilgili konuşanlar, ‘Aleviliğin yazılı kaynağı yoktur’ diyorlar.

İşte, elimizde bütün inanç kaynaklarının yazılı eserlerinden çok daha eski yazıya geçmiş bir kaynak var. Bu yazılı kaynak tamamı ile bizi anlatıyor” dedi.

              Yazar Erdoğan Çınar, Alevi Eğitim ve Araştırma Enstitüsünün düzenlediği video konferansa katılarak ‘Bronz Çağında Alevilik’ başlığı altında sunum yaptı.

               Alevilik tarihinin köklerine değinen Erdoğan Çınar, Alevi inancının, İslam tarihi ile hiçbir benzerliğinin olmadığını söyledi. Çınar, “Alevilik deyince aklıma ilk gelenler; cem, 12 hizmet, Kırklar Meclisi, varlığın birliği, devriye, semah, ikrar verme, nefes, deyiş, bağlama, Dört Kapı Kırk Makam, ocak sistemi, dedelik kurumu, müsahiplik, düşkünlük kurumu ve Bozatlı Hızır” açıklamasını yaptı.

 

“İSLAM’IN KABESİ MEKKE’DE, BİZİM KABEMİZ İNSANDA”

 

                Erdoğan Çınar, Alevi değerlerinin İslam inancında yer almadığına vurgu yaparak şunları söyledi:

               “Bunun yanında, İslam’da olanlar Alevi yolunda yok. Namaz, Hac, Cennet-Cehennem inancı, Ramazan, cami-mescit Alevilikte yok. İslam’ın Kabesi Mekke’de, bizim Kabemiz ise insan. Yani kısacası; inandığımız tanrı da aynı değil.

               İki inanç arasındaki bu kadar ayrılığa, aykırılığı rağmen Alevilik, İslam’ın bir parçası olarak sunulmaya devam ediliyor. Bu temelsiz bilgilere bir kısım Alevi kurumları, ocakları da iştirak ediyor.

‘Biz hangi daldan düştük?’ üzerine bir sohbete girmek istiyorum. Ya kendi tarihimizin köklerini bulup ortaya çıkaracağız ya da bir başka inancın parçasıymış gibi hiç var olmamış gibi yok olup gideceğiz.”

 

SÜMER İNANCI İLE ALEVİ YOLUNUN BENZERLİKLERİ

 

                Erdoğan Çınar, resmi tarihin asılsız bir yöntemle Alevi tarihini 1400 yıllık geçmişe sığdırmaya çalıştığını da belirtti. “Gerçeklerin peşine düşmek gerekir” diyen Çınar, Alevi tarihinin Sümer Medeniyetine kadar uzandığını iddia ederek şunları söyledi:

               “Aleviliğe ait ilk yazılı belgeyi günümüzden yaklaşık 4150 yıl evvel bir Sümer tabletinde buluyoruz. Bu tablet 1877 yılında Irak’ta bir Fransız tarafından arkeoloji dünyasına kazandırmış.

İddiam şudur ki bu silindir tabletler Aleviliğin en eski yazılı belgesidir. Peki bu tabletlerin önemi nedir ve ne anlatılıyor?

                Tabletlerde Sümerlerin 7 günlük yeni yıl bayramı ya da festival anlatılıyor. Bu silindir tablet bir ibadet evinin yapımını anlatarak başlıyor ve sonra 7 günlük bir ayin ile sonlandırılıyor. Bu 7 günlük bayram; bizim 7 gün kutladığımız Hızır Haftası ile birebir örtüşüyor.

                Sümer Bayramı ile Alevilikteki Hızır inancı arasındaki ilk benzerlik, ikisi de aynı günlerde kutlanıyor.

                Kirleten, cana kıyan, çok evlilik yapan insanların ‘malı malımızdan ayrı olsun’ diye cemaatten uzaklaştırılmasına düşkünlük denir. Aynı şekilde Sümer tabletlerinde kirli olanlar, temiz olmayanlar, cana kıyanlar, ibadet mahallinden uzaklaştırılıyor ve düşkün ilan ediliyor şeklinde yazılar var.

Üçüncü benzerlik ise; Alevi cemlerinin hazırlıkları vardır. Lokmanın, çerağların hazırlanması gibi… Bahsettiğimiz tabletlerde de birebir örtüşen hazırlıklar mevcut.

                 Bir başka benzerlik ise biz Aleviler, cemal cemale toplanırız. Çünkü bizim Kabemiz insandır. Sümer tabletinde anlatılan ayinde de katılımcılar yüz yüze toplanıyorlar.

Yine Hızır ayının önemli özelliği; yoksulun, güçsüzlerin korunmasıdır. Aynı ruh Sümer ayininde de var.

Örneğin cemlerimiz başlamadan önce herkesin birbirine rızalık vermesi gerekir. Aynı şekilde Sümer ayininin başlangıcında da rızalık alınır.”

“SÜMER İNANIŞI İLE ALEVİLİK TEPEDEN TIRNAĞA BENZEŞİYOR”

 

              Yazar Erdoğan Çınar, Sümer inanışı ile Alevilik arasındaki en benzer özelliğin ise 12 Hizmet olduğunu ifade etti. Çınar, Sümerlerin ibadet ritüellerinin şu detaylarına işaret etti:“Daha da ötesi, bizdeki hizmeti yürütenler vekâleten posta otururlar. Asıl postun sahibi eski ulu pirlerdir. Aynı vekalet uygulaması Sümerlerde de var.

                    Örneğin bizdeki kutsal bir müzik aletine ‘bağlama’ deriz. Sümer ayinlerinde de yine aynen bizdeki gibi telli benzer bir müzik aleti çalınıyor. Adına ise ‘balag’ deniliyor.

Alevilerin ceminde semah dönüyor. Semah, bir daire etrafında oluşur. Bu dansın temel figürü kendi ekseni etrafında dönmektir. Sümerlerde yapılan kutsal ayinde de dönerek dans edildiği tabletlerin okumasında ortaya çıkıyor.

               Bir başka benzerlik ise Aleviliğin tapınak geleneği yoktur. Alevilikte ocaklar aynı zamanda Aleviliğin idari mekânlarıdır. Ocaklar Aleviliğin merkezleridir. Yani Aleviliğin bir tapınağı yoktur. Cem tutmak için ‘Meydan açma’ tanımı vardır. Sümer tabletinde bahsedilen mekân da 7 adet meydan olarak tanımlanmış.

                  Ve bu meydanların toplamına ‘Eninnu’ denilmiş. ‘Enin’; ‘ev’ demek. ‘Ninnu’ ‘elli’ demek. Yani ‘Elliler Evi’ anlamı var. Elliler, bizim de dilimizden düşürmediğimiz üçler, yediler, kırıkların toplamıdır. Yani biz Alevi Hızır Bayramını kâğıda dökmek isteseydik ancak Sümer tabletindeki kadar anlatabilirdik.

                   Yani tepeden tırnağa en ince detaylarına kadar bugün Alevilikte Hızır haftasında ne yaşanıyor ve yaşatılıyorsa hepsi günümüzden 4200 yıl kadar önce Sümer’de yaşatılmış ve bunlar büyük bir tesadüf eseri 1877 yılında bulunmuş ve şu anda Paris’te bir müzede sergileniyor.

Şimdi Alevilikle ilgili konuşanlar, ‘Aleviliğin yazılı kaynağı yoktur’ diyorlar ama işte elimizde bütün inanç kaynaklarının yazılı eserlerinden çok daha eski, yazının ilk bulunduğu yıllardan başlayarak yazıya geçmiş bir kaynak var. Bu yazılı kaynak tamamı ile bizi anlatıyor.

Top