Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
ANAYASA VE REFERANDUM
21-01-2017 16:13 971

ANAYASA VE REFERANDUM

 

 

Anayasal metinler; toplumun demokrasi içinde özgürlük, adalet, refah,ve diğer tüm temel hak ve özgürlüklerini  düzenleyen kuralların,disiplinlerin temel normlarını oluşturan ana hükümlerdir.  Toplumsal ve insani yaşam standardımızın kalitesi, temel norm olarak tanımladığımız Anayasa ile doğrudan ya da dolaylı bir biçimde ilişkilidir.

Tabi olduğumuz mevcut anayasa metnini toplumsal sözleşme olarak tanımlamamız hatalı bir tanımlamadır. Bir anayasanın toplumsal sözleşme niteliğine kavuşabilmesi için, Halkın talep ve ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde, halkın inşasında doğrudan söz ve irade sahibi olduğu anayasal metinlerdir. Aksi durumda toplumsal sözleşme yerine, topluma dayatılan metinler olarak tanımlamak daha doğru olacaktır.

Cumhuriyetin 100. yılına yaklaştığımız şu ana kadar tüm anayasalarımız demokratik olmayan yöntemlerle, olağan üstü koşularda ve olağanüstü yönetimlerce hazırlanmış, temel insan hak ve özgürlüklerini esas alma yerine, devlet aygıtına egemen olan sosyal sınıfın çıkarını esas almıştır. Dolaysıyla Türkiye toplumu şu ana kadar hiçbir zaman kendi anayasasını kendisi yapmamıştır.

Antoni Negri’nin “bir Halkın kendi anayasasını düzeltme, reforme etme ve değiştirme hakkı vardır. Bir kuşak gelecek kuşakları kendi yasalarına tabi kılamaz. Geleceğini ipotek altına alamaz.”biçimindeki ifadesi şu ana kadar yürürlükte olan ve tabi olduğumuz anayasaların ruhuna denk düşmektedir.

2011 yılında belki de ilk kez sivil ve demokratik bir zeminde, yeni bir anayasa inşasından söz etme şansı yakalanır gibi görünmüştü.

 Ancak iktidar partisinin demokratik bir anayasa metniyle ilgili isteksizliği, diğer komisyon üyesi parti temsilcilerinin uyumsuzluğu, uzun süre devam eden komisyon çalışmalarından somut bir sonucun çıkmaması, yürütülen yeni, sivil, demokratik Anayasa inşa sürecinin geçici karşılıksız bir oyalama ve seremoniden ibaret olduğu gerçeğini açığa çıkarmıştır.

2011 yılında yeni demokratik bir anayasa talebiyle ilgili sivil toplum ve kalk ta ciddi sayılabilecek bir ilgi ve aidiyet olmasına karşın TBMM inde oluşturulan ve dört siyasi partinin eşit sayıda üye ile temsil edildiği Anayasa uzlaşma komisyonunun mutabık kalacağı anayasa metni üzerinde mutlak ortak uzlaşma şartının ön koşul olması o işin başladığı yerde bitmesi anlamına gelmekteydi.

Nitekim öyle de oldu. Çünkü dört siyasi partinin siyaset etme anlayış ve tarzları nedeniyle ortak bir anayasal metin üzerinde uzlaşabilme şansları yoktu.

Bugün yani 15 Temmuz darbe sürecinden sonra ortaya çıkan ve sadece iki partinin milliyetçi hassasiyetleri üzerinden hayata geçirilmek istenen ve bu güne kadar yürürlükte kalmış tüm anayasal metinlerin ruhuna Fatiha okutacak kadar otokratik, demokrasi, hukuk ve adalet ruhundan yoksun birlikte barış içinde yaşam talebine ilişkin umut ve beklentileri ortadan kaldıran, tek kişi kültüne dayalı bir anayasa metninin alelacele TBMM den adeta kaçırılarak OHAL şartlarında referandumdan geçirilmesi halinde kaotik bir sürecide beraberinde getirecektir.

Son süreçte yaşanan kaygı verici gelişmeler, Düşünce ifade ve basın özgürlüğü önündeki ciddi engellemeler, OHAL ve KHK lere dayalı yoğun baskı, tutuklama ve operasyonlar,  şiddet, çatışma sınır ötesin (Suriye) de yaşanan savaş ve ağır kayıplar, yaşanan ayrışma, siyasette kullanılan sert ve zehirleyici üslup, sivil ve demokratik bir anayasa inşasının yakın gelecekte  pek te mümkün olmayacağını  göstermektedir. Dolayısıyla halkın, bu engebeli yol ve zeminde sağlıklı bir irade ortaya koyma şansı bulunmamaktadır..

TBMM  Eski başkanı,   Cemil ÇİÇEK 2011 yılında yeniden yapılacak anayasa çalışmaları sırasında ifade ettiği Sivil Demokratik Anayasa ile ilgili kurumların ,sivil toplum  kuruluşları  ve yurttaşların içinde olmadığı,  vatandaşın anayasa ile ilgili güven içinde korkusuzca  kendi düşüncesini ifade edebilecek,  önerilerini endişesiz bir biçimde  yapamadığı özgür ve demokratik bir ortama sahip olması için  gerekli güven verici ortam  ve zeminden söz edilmediği  bir süreçte  Demokratik bir anayasa inşasından söz edilemeyecektir ifadesi bu günleri tarif etmektedir.

 

Sadece iki partinin uzlaşmasıyla hazırlanan yargı,yasama ve yürütme erkini tek kişide toplayan, toplumun yarısını ötekileştirerek ayrıştıran, ciddi rejim tartışması yaratan bir Anayasa oldu bittisi ülkeye kaos düzensizliği getirmekten başka bir işe yaramayacağı görülecektir.

Servetakbudak.com

Top