Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
Bir Çocuğun Hayali...!
14-06-2021 17:28 106

Bir Çocuğun Hayali...!

 

 

 

 

Aynı gün söylenen iki söz;

Biri, sokakta gitar çalan bir çocuk.

Diğeri, ülkeyi tek başına yöneten RTE.

           Çocuğun sözü; “Hayalim, fakir olmamamız. Evde yiyecek yok. Burada çalıyorum, eve yiyecek götürüyorum. Odur hayalim. Evde yiyecek olması.”

Ülkeyi yöneten RTE’nin sözü; “Millet açmış. Aç olarak dolaşanları buyurun siz doyuruverin.”

             Çocuğun sözlerinden alınacak önemli bir ders daha var. Sadece kendi açlığını değil evdeki ailesinin açlığını ve fakirliğini düşünmesi.

             Türkiye’yi yönetme görevi, yetkisi ve sorumluluğuna sahip olan kişi ise milletin açlığını değil, kendisini, kendi çevresini ve iktidarını düşünüyor.

RTE-AKP düzenini anlamak için başka söze gerek yoktur.

             Bu tek adam düzeninde yönetim anlayışının halka hangi gözle baktığının en açık anlatımı bu sözlerde vardır ve gerçek yüzü de budur.

Daha ilkokul yaşlarındaki bir çocuğun hayalini açlık ve yoksullukla karartan bu “düzen” yıkılmalıdır.

Halkın kaynaklarını kendisi için kullanıp Halkı açlığa ve yoksulluğa terk eden bu “düzen” yıkılmalıdır.

Halk, kendisini düşünmeyen bu “düzeni” sandıkta yıkacaktır.

 

****

RTE-AKP, ulusal ve evrensel değerlere sahip değildir.

Neo-liberal bir paylaşım partisidir.

Hukuk Devletini, kurum ve kurallarını yok ederek,

Devleti, kurum ve kurallarını yok ederek,

Demokratik parlamenter sistemi, kurum ve kurallarını yok ederek,

Ulusal çıkarlarımızı bir kenara iterek,

Halkın mülkü olan ülkenin tüm üretim tesislerini ve kaynaklarını satarak,

Hesap vermeksizin ülkeyi tek başına yöneten RTE-AKP,

Ortalığa saçılan yasadışı işler ve ilişkilerle iç içe geçen bu “düzeni” yarattılar.

Bugün de kendi içlerinde paylaşım kavgasına tutuştular.

15 Temmuz’da olduğu gibi…

Bu paylaşım “düzeni” yıkılmalıdır.

Hak, hukuk ve adalete susamış olan Halk, bu “düzeni” sandıkta yıkacaktır.

 

*****

 

Venezüella, Kıbrıs ve Orta doğu arasında kurulan ilişkiler…

Uyuşturucu ve silah ticareti ile elde edilen dolarlar…

Faizi düşürerek enflasyonun düşeceğini iddia edilmesi,

Ve her seferinde TL’nin değer kaybetmesi, doların avronun yükselmesi…

Dolarları elde edenlerin zenginleşmesi…

Halkın alım gücünün düşmesi, işsizliğin, yoksulluğun artması…

Bahadır Özgür (Gazete duvar 04.0.21)  bu döngüyü sorgulamış ve sormuş,

 “Sıcak para girsin diye özel anlaşma…

Sıcak para için nasıl bir anlaşma yapılır?

             …Ekonomi literatüründe sıcak paranın gelmesi maksadıyla uygulanan para politikaları bellidir. Kastettiği şey muhtemelen, ülkeye yoğun miktarda para sokulması.

 

Özetle kara para yolunun açılması.

Ve varlık barışı, bu paraların aklanmasını meşrulaştırmak için mi getirildi?

            Uyuşturucudan silaha, insandan petrol kaçakçılığına her türlü suçun kesişme noktasındaki bir ülkede; parasını yurtdışından getirene 14 kat zırh niye sağlanır?”

Türkiye’nin kara para trafiğinin merkezlerinden birisi haline getirilmesi…

 “128 milyar dolar nerede” sorusunun yanıtsız bırakılması, hatta yasaklanması…

Dolarları toplayanların zenginleşmesi…

Kara paraların ak-lanması…

İşte bu “düzen” yıkılmalıdır.

Her geçen gün yoksullaşan Halk, bu “düzeni” sandıkta yıkacaktır.

 

*****

Suç örgütü liderliğinden mahkumiyeti olan Sedat Peker,

Türkiye’nin gündemini belirliyorsa…

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı hakkında konuşabiliyorsa…

İç İşleri Bakanını tehdit edebiliyorsa…

Yasa dışı işleri ve ilişkileri ondan duyuyor ve öğreniyorsak…

Devlet, niteliğini, kimliğini ve işlevini yitirmiş demektir.

Bu devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti değildir.

İktidardan güç alarak Cumhuriyetimize ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e saldıranlar,

Bu çıkar düzeninden beslenenlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletini bu duruma düşüren bu “düzen” yıkılmalıdır.

Her geçen gün gelecekten umudunu yitiren Halk, bu “düzeni” sandıkta yıkacaktır.

 

*****

 

Önemli olan, bundan sonra ne olacak?

“Normalleşiyoruz” diye diye anormalleştirilen…

Eskisi gibi olmayacak diye diye 100 yıl geriye götürülmeye çalışılan…

Türkiye Cumhuriyeti,

Kuruluş ilkeleri, felsefesi ve Halkçı Devrimci kimliği temelinde,

Yeniden inşa edilmek zorundadır.

Karar verecek olan Halk’tır, Bizleriz.

Uygulayacak olan ise bu “düzeni” kabul etmediğini söyleyen Siyasi Partilerdir.

Siyasi Partiler;

Demokratik Laik Cumhuriyet ve Hukuk Devleti temelinde bir araya gelmek,

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine son vermek,

Parlamenter Demokrasiye dönmek,

Devleti, kurum ve kurallarıyla var etmek,

Demokrasiyi ve Hukukun üstünlüğünü hakim kılmak,

İnsan hak ve özgürlüklerini gerçek anlamda yaşama geçirmek,

Halka umut olmak,

Zorundadırlar.

 

Çocuklar umutla gelecek hayali kurabilsinler…

*********************

Görev Ağır, Sorumluluk Büyük… Farkında mısınız?

 

               Bir haftadır yaşanılanlara, konuşulanlara bakıyorum, okuyorum, dinliyorum, düşünmeye çalışıyorum…

Karşıma koskoca bir boşluk çıkıyor.

Temelde birbirine benzer yasa dışı konular, olaylar ve aynı kişiler…

             Neresinden bakarsanız bakın Bıkkınlık ve sıkıntı veren çözümden uzak konular, konuşmalar, tartışmalar, hakaretler, tehditler ve kavgalar…

Her biri ülkemizin geleceğini ve yaşamımızı olumsuz yönde etkileyen konular, olaylar…

 

*****

Öylesine bir karmaşa ki, birisine bakarken bir başkası çıkıyor karşımıza…

Daha ne olduğunu anlayamadan bir başka gündemin içine düşüyoruz.

Artık ciddiye alınmayan, gülmeceye konu olan, dalga geçilen olaylar…

Bir şeyler oluyor ama hiçbir şey olmuyor gibi yaşıyoruz ve unutuyoruz, 24 saat içinde.

Dertleri, sorunları, yokluğu, yoksulluğu düşünmeksizin…

Hangi birisine bakacağının şaşkınlığı, yorgunluğu ve çaresizliği içinde…

Kızgınlık, öfke, şaşkınlık, yılgınlıkla…

Yaşanılanlar karşısında gösterilen duyarsızlık, umursamazlıkla…

Uzay boşluğunda sürüklenen bir gemi gibi,

Sonu görünmeyen ve bilinmeyen karanlık bir boşluğa doğru sürüklenen Türkiye’de,

Yaşayan insanlar, Halk, bizler…

Tam da RTE-AKP’nin istediği gibi…

 

*****

Çekin kendiniz tüm bu olayların dışına ve yukarıdan bakın hepsine.

Büyük bir karmaşanın ve belirsizliğin yarattığı boşluğu göreceksiniz.

Bu karanlık boşluğu ve karmaşayı yaratan RTE-AKP,

Büyük bir umursamazlıkla kendi planını uygulamaya,

Tek adam iktidarını sürdürecek ve kalıcılaştıracak olan yolda,

Kararlılıkla kendi yolunda yürümeye devam ediyor.

Atmayı düşündükleri son adım için,

Kapalı kapılar arkasında hazırlanıyor Anayasa teklifi…

RTE-AKP’nin sözleriyle, Cumhur ittifakı Anayasası.

 

*****

           2007’de yapılan ilk Anayasa değişikliği ile başlayan 2010 ve 2017 değişiklikleriyle de sürdürülen süreçte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen “Tek Adam” yönetimine kadar geldik.

2007’de Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi,

2010’da Partili Cumhurbaşkanı olabilmesi,

2017’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçilmesi gerçekleşti.

            Her değişiklikte yetkiler genişletildi ve kuvvetler ayrılığı yok edilerek yasama, yürütme ve yargı Tek Adama bağlanmış oldu.

            Şimdi sırada RTE’nin tekrar aday olabilmesi için Anayasanın 101 maddesindeki “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” hükmünün değiştirilmesi, büyük olasılıkla da hükmün kaldırılması var.

 

Anayasa değişikliğine gerekçe olarak;

12 Eylül Anayasasından kurtulmak,

Sivil demokratik bir Anayasa yapmak,

Güçlü Türkiye’yi kurmak,

Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlığa taşımak,

Türkiye’yi uçurmak,

İşsizliği yok etmek,

Milleti zenginliğe boğmak…

Söylenecek, anlatılacak…

 

Değişiklik tasarına bir iki de promosyon maddesi konulacak…

           Anayasa’da değişiklik yapma yetisi de Cumhurbaşkanı yetkileri arasına sıkıştırılırsa şaşırmamak gerekir.

Bu değişiklik de gerçekleşir ve RTE yeniden seçilirse artık Anayasa’ya gerek duyulmayacaktır.

Tek Adam, tek yetkili, tek karar verici ve tek uygulayıcı…

Türkiye fetva gibi kararnamelerle yönetilecektir.

Türkiye, adı demokrasi olan totaliter bir rejime geçecektir.

Sonrası,

Bu karanlık yolun sonunda hedefe ulaşmanın adımları.

1924 Anayasası öne sürülerek “devletin dini İslam’dır”, ilavesi…

Vahdettin’in bıraktığı yere sahip olma hevesi,

Ve Türkiye İslam Cumhuriyeti Devleti…

 

*****

Birçok defa yazdım,

Türkiye yol ayrımına doğru hızla sürükleniyor diye…

Ya Cumhuriyet, ya da Hilafet,

Ya Demokrasi, ya da Monarşi kılıklı Teokrasi…

Ya bitiş ya da çıkış.

Sona giden bu yolda kararı verecek olan Halk’tır, bizleriz.

Görev ağır, sorumluluk büyük...

Ya çağdaş, uygarca ve insanca bir yaşam,

Ya da totaliterleşen, Arap kültürüne dayalı bir düzen.

Ya çağdaş uygarlığa ulaşan Türkiye,

Ya da çağın gerisine taşınmış bir ülke.

*****

 

Herkesin oturup düşünmesi,

RTE-AKP’nin yarattığı bu karanlık boşluktan ve karmaşadan kendisini kurtarması,

Gerçekleri görmesi, görmeyenlere göstermesi,

Demokratik Laik Cumhuriyet temelinde bir araya gelmesi gerekmektedir.

“Milletin bağımsızlığını ve geleceğini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Not:

 

Bu karanlıkta farkında bile olmadığımız parlayan ışıklar var.

Ayşe Begüm Onbaşı, Dünya Aerobik Jimnastik şampiyonasında altın madalya,

Para Atletizm Avrupa Şampiyonasında;

Büşra Nur Tırıklı, disk atmada altın madalya,

Sevda Çırakoğlu, 400 metrede altın madalya,

Hakan Cira, 400 metrede gümüş madalya,

Hasan Hüseyin Kaçar, 5000 metrede gümüş, 1500 metrede bronz madalya,

Hakan Cira, 400 metrede gümüş madalya,

Muhsin Kaedi, cirit atmada Avrupa rekoru kırarak altın madalya,

Oğuz Akbulut altın madalya,

Öznur Akbulut gümüş madalya,

Havva Elmalı bronz madalya kazandılar.

TÜM ENGELLERİ aşan ve geleceğe umut ışığı yakan gençlerimizi kutluyorum.

Top