Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
ÇÖZÜMSÖZLÜĞÜN FİLMİ VE İNTİKAM DARBESİ
28-07-2015 15:39 1212

ÇÖZÜMSÖZLÜĞÜN FİLMİ VE İNTİKAM DARBESİ

 

 

24 Temmuz 2015 gecesi TSK tarafından Suriye sınırına yakın Işide ait birkaç mevzi nin bombalanmasının hatırlattığı ilk şey acaba Türkiye Işid ile ilgili konsept değişikliğine mi gidiyor sorusunu akla getirdi. Çünkü Türkiye’nin Işid ile, İşidi bombalayıncaya kadar olan ilişkisi ve bu ilişkinin bölgede ve dünyada yarattığı algı, Türkiye’nin direk ya da örtülü olarak Kürt düşmanlığı üzerinden Işid ile yürüttüğü dayanışmanın varlığı ve gizlenemezliği ile ilgiliydi. Ancak 24 saat geçmeden, Işid maskesi altında asıl hedefin PKK nin, dolayısıyla Kürt özgürlük hareketi olduğu bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. Bu savaşın ışit karşıtlığıyla hiçbir ilişkisi yoktur. tam aksine büyük fedakarlık ve bedellerle Işide karşı direnerek dünyanın sempatisini sağlayan ve  Işide karşı etkili bir pozisyon sağlayan Kürtlerin geriletilmesi ve 7 haziran  seçim sonucunun intikamıyla ilgilidir. Bu savaş dolaylı ve direk olarak Işidi PYD karşısında kollayan bir savaş görüntüsünü vermektedir.

Türkiye’nin ışid ile olan ilişkisi soyut bir iddianın ötesinde birçok ulusal uluslar arası kaynak tarafından da doğrulanmaktadır. En son The Guardin gazetesi, Türkiye’nin Işid’in Petrol ticaretine doğrudan kolaylık sağladığına dair detaylı bilgilerin ABD nin elinde bulunduğunu belirtmektedir. Öso ya gönderildiği iddia edilen yüzlerce tır mühimmatın Işid’in eline geçtiği Işid mensuplarının Türkiye üzerinden Suriye’ye giriş çıkış yaptıkları, tedavi gördükleri iddiaları iddianın ötesine geçmiş bulunmaktadır.

Ortaya çıkan savaş durumu sürpriz bir durum değildir. Gerek seçim, öncesi ve seçim sonrası gerekse Hükümetin çözüm süreci ile ilgili çözümsüz ve oyalayıcı tutumu yaşanan gelişmeleri teyit etmektedir. 7 Haziran genel seçimleri öncesinde HDP nin bağımsız adaylar yerine parti olarak seçime gireceğini beyan ettiği andan itibaren muhatap olduğu saldırı ve üslup bu gün yaşanan gelişmeleri gösteriyordu.

Yalçın Akdoğan, Süleyman Soylu, Bülent arınç, Efkan Ala ve bir çok AKP sözcüsünün açıktan yaptıkları tehdit, Erdoğan’ın meydanlara çıkarak açıktan meydan okuması, HDP ye yönelik 150 den Fazla saldırı ile ilgili kimsenin kılını kıpırdatmaması, Diyarbakır, Adana Mersin, Ağrı, Karlıova, Erzurum’da gerçekleştirilen kanlı saldırılar ile ilgili hiçbir soruşturmanın yapılmaması, ya da sonuçsuz bırakılması, seçim sonrasında da saldırı kampanyasının devam ettirilmesi Diyarbakır’da HDP lilerin provakatif bir eylem sonucunda öldürülmeleri, Tılabyad’ın YPG nin eline geçmesinden sonra Erdoğan’ın  ” bütün dünya bilsin ki bedeli ne olursa olsun yanı başımızda bir Kürt oluşumuna izin vermeyeceğiz” tehdidi ardından  Kobani’de sivil halka  yönelik gerçekleştirilen ve 300 e yakın insan’ın katliamdan geçirilmesi, sivil dayanışma için Suruç’ta bulunan Sosyalist gençlik federasyonu üyesi 31 gencin hunharca öldürülmesi ardından  polis’lere yönelik geçekleşen saldırılar, başlatılan savaşa giden yolun açılmasından başka değerlendirmek mümkün değildir.

7 Haziran seçimlerinde HDP nin barajı aşarak %13 gibi bir oranla 80 miletvekili kazanarak parlamentoya girmiş olmasının AKP ve MHP de yarattığı nefret ve intikam duygusu gizlenmeden ifade edilmeye başlanmıştır. Yalçın Akdoğan  “Madem %13 aldılar bundan sonra çözüm sürecinin filmini yaparlar“  tehdidi bugün açıktan Kürtlere karşı ilan edilmiş bir savaşın ta kendisi olarak ortaya çıkmıştır. Bu savaş ilanı başta Kürt halkı ve demokrasi güçleri olmak üzere ulusal ve uluslar arası topluluk tarafından da meşru görülmemektedir. Dolayısıyla bu saldırı Kürt halkı başta olmak üzere demokrasiye karşı gerçekleştirilmiş bir darbedir. Bu darbe aynı zamanda 7 haziran genel seçimlerinde ortaya çıkan “milli iradeyi” tanımama ve işlevsiz kılma girişimidir.. Bu darbe halkın istemediği Başkanlık sisteminin, halka rağmen yeniden ihdas etme darbesidir. Bu darbe yıkıcı sonuçları itibariyle geçmişte yaşanan hiç bir darbeye benzemeyecektir. AKP nin başlatıp uygulamaya koyduğu bu savaşın toplumsal maliyeti çok ağır olacak. Darbeci özeliği içinde barındıran bu savaşın mağdurları savaşı başlatanlar hariç yoksul Anadolu insanı Kürt, Türk, Arap, Çerkez Laz, Asker Polis, Genç, ihtiyar, çocuk, ve herkesin cenazesi ve göz yaşı olacaktır.

Kin ve İntikam duygusuyla başlatılan bu savaşın nerede ve ne zaman duracağına, buna dair hesabın iyi yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Dolayısıyla bu savaşı başlatanlar, bu savaşın maliyeti yükselmeden bu savaşı yeniden gözden geçirerek durdurmalarını dilemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Top