Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
EKMEK GETİRİR EKMEK GÖTÜRÜR
29-01-2021 13:27 16024

EKMEK GETİRİR EKMEK GÖTÜRÜR

 

 

               Hükümete itimat edenler, ileri memleketlerin, sanıldığı gibi ileri olmadığına, hemen hepsinin bir vesile bizi kıskandığına inandı uzun süre.

Sadece onların mı?

            Ülke sıfatı kazanmış birçok başka memleketin de birleşerek bir arada ya da zıp çıktı gibi tek tek hükümetimize, bağımsızlığımıza, külliyemize savaş açtığını düşündü durdu.

              Gel gör ki şu virüs ortaya çıktığından beri ki bir yılı doldurdu neredeyse, (Bizde daha 9 aylık, geç geldi bize, karıştırma) hangi memleketin ileri, hangisinin kıskanç, hangisinin içten pazarlıklı, hangisinin şüpheli, hangisinin kuvvetli, hangisinin cılız olduğu meydana çıktı.

             Evde oturunca mı daha iyi anlaşılıyor, fırını kesip ekmeği evde yapınca mı, dükkanı kapatıp kirayı düşününce mi, işe gidemeyince mi, orasını bilemedim, hükümetimizin bizim yanımızda olmadığı anlaşıldı.

             Haset memleketlerin vatandaşlarının yanında olduğu, ‘dediğim dedikçaldığım düdük’ yerine, aldıkları kararları yurttaşlarını en az incitecek şekilde devreye soktukları ve sandığımızın aksine çok paralarını milletiyle paylaşmaktan imtina etmedikleri görüldü.

 

Ne yapalım? Kader diyelim, öncekiler yanımızdaydı da ne oldu?

 

             Büyük Atatürk bize vatanı armağan etti, İsmet Paşa babasız bırakmadı ama onun zamanında da yufka açılıyordu en nihayetinde. Paşa’dan sonra gelenler, şimdikiler gibi önce yancılarından başlayarak hep başkalarının yanında oldu.

                Virüsün memlekete geldiği değerli basın mensuplarına açıklamasından sonra, muhalefetin 5’li çete dediği müteahhitlerinden birinin 9,5 milyar lira vergi borcunu sildiler. Eskide kalmasın aklın, kalacaksa şöyle diyeyim, tam 9 katrilyon 500 trilyon lira.

           Dedik ki iyi başladılar, müteahhidin 9katrilyon 500 trilyon lirasını bir kalemde çizen hükümet, bizim için neler yapmaz? İşini kaybeden, dükkânını açamayan, işe gittiğini sanıp yarım mesai ile dönen, işçisi, memuru, emeklisi, öğrencisi bir heyecanlanıp durduk.

               Uçak biletlerinde KDV’nin sıfırlanması da Allah için heyecanımızı arttırmıştı. Alamanlar dümdüz Euro veriyor ahalisine,‘Tatile gönderecekler cemi cümlemizi’ diyenlerimiz oldu, samimi insanlarız sonuçta.

             Aslında hızlı davranıp İBAN numarası vermişti. Kulak asmadık, iyi de yaptık. Nerede ne toplandı, nereye gitti, kime harcandı, duyan varsa gazetemize göndersin ahaliyle paylaşalım. 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan paralar gibi olmasın da…

             Umutla beklerken, halimizi, ahalimizi kıskanmayan 150 memlekete yardım yaptığını işittik hükümetimizin, nutkumuz tutuldu. Gözümüz yok o yardımlarda da “Keşke aralarında biz de olaydık” dedik, Allah şahit.

               Neyse uzatmayayım, hükümetin yanımızda olmadığını anladık. Buna karşı gelenleri, pankart yazıp eylem yapanları, polise direnip üstünü başını yırtanları gösterdi televizyonlarımız. Gösterir göstermez, kapatılırız kaygısıyla ya Reis’in konuşmasından “Bunlar” ile başlayan bir bölüm yahut da İçişleri Bakanı’nın ağzından “Teröristler” lafı geçen kısmı gözümüzün içine soktular.

               İçimizdeki çok sıkıntılılardan birçoğu yurdun değişik memleketlerinde sokağa çıkma yasağını da unutarak intihara kalkıştı. Devletin ve polisin şefkatli eli anında yanında belirdi. Sivas’ta H.Ç. isimli bir yurttaş çok şükür intihardan vaz geçirildi. Karakola götürüldü, nasihat edildi.

                 Sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal ettiği için 3 bin 150 TL ceza kesildi, makbuzu eline verilip eve gönderildi. Karakoldan çıkarken, bekçinin “Bu da sana ders olsun anarşik” dediği duyuldu.

              Hangisine ağlayalım, hangisine gülelim şaşırdık. İmdadımıza TBMM’de canlı yayınlanan bütçe müzakereleri yetişti.

               Müzakere denince hemen coşma, atanmışların seçilmişlere fırça atma günleri. Gazetemiz bu durumu dünkü nüshasında “Bütçe görüşmesi değil fırçalama seansı” manşetiyle görerek, sayın abonelerine duyurmuştu.

 

              Atanmış sayın bakanlar, muhalefetin “Millet aç, aç” çıkışlarına sert mukabele ettiler. Yaptıkları ve yapacakları ultra, mega, silver, gold, platinyum, premium işleri anlatırken, onları can kulağı ile dinlemeyen muhalefet milletvekillerini, zaman zaman kürsüyü yumruklayarak, zaman zaman da yanlarında getirdikleri grafiklerle, fotoğraflarla mahcup etmeye çalıştılar. Baş edemediler.

              Muhalifler bağırınca, iktidarı oluşturan sessiz çoğunluk gaza geldi. Kürsüye çıkmaya utanan, yerinden bile söz alıp bir çuval inciri harcarım diye korkan iktidara mensup çoğunluk vekiller, bu kez muhalefet sözcülerine laf attı.

 

Son örneğini vereyim, TBMM tutanaklarından;

 

Engin Altay(CHP): Millet aç deyince hoplamayınarkadaşlar, millet aç, perişan. Evet, herkesin midesinebir şey giriyor. Kuru ekmek giriyor.

Şahin Tin (AK Parti): O zaman aç değil demek.

Engin Altay (CHP): Kuru ekmek…Bu tutanağı alacağım, bu tutanağı alacağım, bak, göreceksin, milletten özür dileyeceksin.

Şahin Tin (AK Parti): Sen kendin dedin, ‘Midesine ekmek giriyor’ dedin.

Engin Altay (CHP): Milletin midesine kuru ekmek giriyor sadece diyorum, beyefendi diyor ki ‘O zaman aç değiller.’

 

Hazin. Tek kelimeyle hazin. Utanmanın yer ile yeksan olduğu anlar.

Yandaş müteahhidin 9,5 katrilyon borcunu sil, kuru ekmek yiyen vatandaş “Demek ki aç değil” diyerek gerim gerim geril. 

Ekmeğe, aşa muhtaç hale getirilenlere bir de kolayından terörist damgası yapıştırılmıyor mu, ben ona yanıyorum.

Süleyman Demirel’in “Tencerenin götüremeyeceği hiçbir iktidar yoktur” sözlerini, oturduğu yerden laf soktuğunu sanan vekile hatırlatayım.

*********

SERGEN YALÇIN TARİH YAZIYOR

 

                  Dünya Kupası’nda, Şampiyonlar Ligi’nde şahane maçlar yöneten Cüneyt Çakır’a memleketin havası mı suyu mu yaramıyor anlamıyorum.

                Yeteneklerini dünya futbol ileri gelenlerinin kabul ettiği bu isim, Türkiye’deki maçlarında üflediği düdüğüne bir şeyler oluyor.

              Takdir haklarını tümüyle Galatasaray’dan yana kullanan Cüneyt Çakır ilk yarınının skoruna en az Larin kadar müdahale etti.

                  Marcao hatalı pasıyla Larin’i kaleci ile karşı karşıya bıraktı. Larin koca kale yerine topu tribüne atma başarısı gösterince gol göremedik ilk 45’te.

              Kolay değil 97 yıllık rekabet. Beşiktaş maça çok istekli çıktı. Hatta ilk 10 dakika neredeyse Galatasaray’ı sahasından çıkarmadı.

              Galatasaray ise istekten ziyade kontrollüydü. Etebo’ya hiç çalışmamış Beşiktaş orta sahası, onun ayağından çıkan toplarla tehlikeli anlar yaşadı. Galatasaray’da Etebo öne çıktı ama Oğuzhan öne çıkamadı.

Kar tutmasın diye ısıtılan saha, her geçen dakika ister istemez ağırlaştı.

             Faul sayısı arttı. Arda Turan’ı atmaya kıyamayan Cüneyt Çakır kadar 30 santim önündeki pozisyonu okuyamayan Tarık Ongun’u anmayalım mı?

              İkinci yarı da Cüneyt Çakır gerçeği ile başladı. Pozisyona en yakın isim olan Çakır, gole koşan Larin’in düşürülmesini normal saydı.

                Bozuk saat de günde iki kez doğruyu gösterir. Diagne’nin Montero’ya yaptığı net kırmızılık hareketi görmeyi başardı. Diagne, kafa ile müdahale etmesi gereken pozisyona tabanla çıkıp kırmızı kartı görünce derbinin havası değişti.

Beşiktaş ikinci yarıya istekli değil telaşlı başlamıştı. Aslında bu Galatasaray için fırsattı.

               Fatih Terim risk almaya başlarken, Sergen Yalçın sahadaki dağınıklığı düzeltme adımları attı. Mensah ve N’Koudou, Oğuzhan ve Ghezzai’den formayı alırken, Arda ve Belhanda ise Donk ve Babel’e görevlerini devretti.

             Değişiklikler Beşiktaş açısından daha doğru oldu. Aslında Emre Akbaba ve Emre Kılınç daha önce oyuna girmeliydi. Babel’in hazır olmadığı, hele 10 kişi oynayan takıma bu gücüyle katkı sağlayamayacağı birkaç dakika içinde belli oldu.

               Beşiktaş’ta genç yetenek Rıdvan Yılmaz’ın ilk asistini gole çeviren Josef de Souza sahanın en iyi ismiydi. Atiba ve Larin’i de onun yanına eklemezsek haksızlık olur.

Nitekim Larin bir dakika önce kaçmayacak golü kaçıran N’Koudou’ya “Al da at” pasını uzattı ve sonucu belirledi.

              Sergen Yalçın, Süper Lig kariyerinde Fatih Terim’i hiç yenememişti. Bu cümle yanlış anlaşılmasın, üç beraberliği bir mağlubiyeti vardı. Sergen Yalçın kendi tarihine galibiyeti yazdırırken, lider Beşiktaş yürüyüşüne devam etti.

             Son 9 maçın 8’ini alan 1’nde berabere kalan Beşiktaş, Sergen Yalçın ile kararlılığını sürdürüyor.

Sezonun ara verilmeyecek ilk yarısında tüm derbileri kazanan Sergen Yalçın’ın mevcut kramponlardan bir aile oluşturduğu görülüyor.

Bu Beşiktaş’a saygı duyulur.

              Unutmadan ekleyeyim, gündüz bu yıl ligin en güçlü kadrosuna sahip Fenerbahçe’yi deplasmanda yenen Beşiktaş basketbol takımını da ayrıca kutlayalım.

Top