Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
ERMENEK FACİASI
13-11-2014 21:31 1413

ERMENEK FACİASI

 

Ülkemiz de resmi rakamlara göre her ay ortalama 120,yılda 1200 son on yılda 14000 işçi iş kazalarında feci şekilde yaşamını yitirmiştir. Soykırıma dönüşen her geçen gün artarak devam eden bu katliamlara, yaşanan buna acı ve yıkıma rağmen önleyici tedbirler alınmamakta, maden sektörü başta olmak üzere değişik sektörlerde katliam tam yol devam etmektedir.

Soma’daki madende 301 ölü Torun Center İnşatında düşen asansörde yaşamını kaybeden 10 can, Ermenek’teki kömür madeninde suyun altında kalan 18 işçiden yazının kaleme alındığı an itibariyle cenazesine ulaşılan 2 can ve Manisa da tarım işçilerini taşıyan aracın kaza yapması sonucunda yaşanan toplu ölümlerle felaket üstüne felaket yaşanmaktadır. 2014’ün ilk 9 ayında 1414 kişi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş bulunmaktadır.

Telaffuz ettiğimiz rakamlar objektif kesin rakamlar olmadığını çünkü sektör el baz da kayıt dışı istihdamın en yoğun olduğu,  dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığımız için yaşanan iş cinayetlerinin büyük bir kısmı istatistiklere yansımamakta, yaşanan acıların büyük bir kısmı kamuoyuna yansımadan kayıt dışı acıya dönüşerek adeta yok sayılmaktadır.

Peki, dünyada durum nedir. Oransal olarak benzer facialar yaşanmakta mıdır? Ülkemizde olduğu gibi değişmez bir yazgıya dönüşerek bir soy kırıma dönüşmek temidir? Dünya da ki istatistiklerin böyle olmadığını alınan önlemlerle iş kazalarının iş cinayetine dönüşmesi ciddi anlamda önlenmekte ve bu alanda iş güvenliği sağlanmaktadır. Ülkemizde, dünyanın en büyük maden üretimi yapan Çin’ den 2,5 Avrupa birliği ülkelerinden 32,5 kat daha fazla iş kazası yaşandığına göre bu felaketin yapısal bir takım nedenleri olduğunu göstermektedir.

Dünya ile bir kıyaslama yaptığımızda, İşin teknik ve ekonomik boyutunun yanı sıra ahlaki ve insani boyutunun da esas alındığını göstermektedir. Her şeyden önce Küresel merkez kapitalizminin kendisine has bir emek politikası, endüstriyel barış, sendikalizasyon, güvenlik, iş ahlakı konseptinin de var olduğu belirli endüstriyel kuralarının esas alındığını görmekteyiz. Oysa çevre veya taşeron sermaye sisteminde, Merkez sermaye sisteminde var olan kuraların işletilmediği Alınması gereken önlemler, maliyet unsuru sayılarak alınmadığı, Kar maksimasyonu esas alınarak sektörlerin birer ölüm sektörü haline getirildiğine tanıklık etmekteyiz.

Son yıllarda iş cinayetlerindeki yüksek artışın önemli nedenlerinden birisi de gerçekleştirilen özelleştirme politikaları sonucunda el değiştirilen sektörlerdeki üretim konsepti, sendikasızlaştırma, düşük maliyete karşın yüksek kar marjının esas alınmasıyla birlikte, kayıt dışılığın yaygınlaşması olabildiğince ölümlü iş kazalarını artırmıştır.

Daha önce örgütlü ve beli kurallara bağlı çalışılan sektörlerde bir ölçüde iş güvenliği önlemleri alınırken. “yeni Türkiye’nin” yeni çalışma düzen ve ilişkileri içerisinde iş güvenliği faktörü, tıpkı yeni Türkiye’nin demokrasi standardında olduğu gibi çuvallanmakta, gerekli önlem ve denetim mekanizması sağlanmayarak çok ölümlü iş cinayetlerine yol açılmaktadır.

Çünkü özeleştirilen kamu sektörleri iktidara yakın yeni yetme taşeron firmalarına peşkeş çekilmekte ve bu alanlarda iktidarla karşılıklı beslenme ilişkisi içerisinde firma kümeleşmesi gerçekleşmekle birlikte denetim mekanizması ötelenmektedir.

Soma maden faciasından hemen sonra Ermenek Kömür madeninde yaşanan iş cinayetini başka türlü izah etmenin imkânı bulunmamaktadır. Soma katliamından ders alınarak gerekli İnsani önlemler alınmış olsa idi, en azında işçi yemek yeme hakkını ve zamanını yer altı dehlizleri yerine daha insani bir mekânda yeme şansına sahip olsalardı belki de bu facia yaşanmayabilirdi. Ya da Tüm facialara rağmen bütün dünyada uygulanan yer altı yaşam odaları konusunda gerekli önlemler alınması yerine yer üstünde ultra saray ve binlerce keyif ısraf ve imaj odaları kurulmasa idi sonuçlar farklı olabilirdi. Önümüzdeki süreç içinde bu alan sermaye ve emek örgütlerine bırakılmayacak kadar insani duyarlılık beklemekte, Yaşam hakkı açısından İnsan hakları örgütleri önemli bir sorumluluk yüklenmek durumundadırlar.

Top