Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
Gergerlioğlu, Türkiye’ nin en önde gelen insan hakları savunucusudur.
26-02-2021 13:19 10618

Gergerlioğlu, Türkiye’ nin en önde gelen insan hakları savunucusudur.

 

 

                  Kedi, yavrularını yemeye niyetlenince onları fareye benzetirmiş. Gergerlioğlu’na “terörist” diyenleri de böyle görmek lazım. 

               Doktorluğunu elinden alanlar şimdi ise milletvekilliğini almaya çalışıyorlar. Ama onu önemli kılan şey ne doktorluktu ne de milletvekilliği.

Peki, Ömer Faruk Gergerlioğlu kim?

Her şeyden önce Gergerlioğlu, Türkiye’nin en önde gelen insan hakları savunucusudur.

Yalnız bu mu? Tabii ki hayır...

Gergerlioğlu, gençliği “İslami mücadele” içinde geçmiş fedakâr bir Müslüman.

                 1996 yılından beri Mazlum derde tanıştığım ve o tarihten bu yana beraber başta mağdur dindarlar olmak üzere insan hakları mücadelesini verdiğimiz bir arkadaşımız.

                   Hükümete karşı verilen meşhur e-muhtıraya, henüz hükümetten bile ses çıkmamışken, ilk tepkiyi bizler beraber İzmir Konak meydanında basın açıklamasıyla vermiştik.

              Başörtüsü yasağına karşı bıkmadan usanmadan her hafta düzenli bir şekilde İzmit te eylem yapan yine Ömer Faruk Gergerlioğlu’ydu.

                ÖFG, bildiğimiz birçok kişi gibi bir koltuk sevdalısı veya gösteri adamı değil; ahlaklı, fedakâr, dürüst ve inat bir hak savunucusudur.

 Onun, despotları ürküten değeri de yalnızca buradan geliyor.

                 Şundan emin olun, şayet bunlar şimdi Gergerlioğlu’na yönelmişlerse, artık bunların hiçbir kutsalı kalmamış demektir...

**************

Belli ki sayın bakan, demokrasinin ne anlama geldiği konusunda asgari bilgiden bile yoksun

                 Soylu, “rektörlerin demokratik yöntemlerle seçilmeleri gerekmiyor mu?” sorusuna karşı gazeteciye, “siz kendi kurumunuzu çok mu demokratik yönetiyorsunuz?” şeklinde cevap veriyor.

                  Belli ki sayın bakan, demokrasinin ne anlama geldiği konusunda asgari bilgiden bile yoksun. Aksi halde bir malikin özel mülkü üzerindeki tasarruf hakkı ile kamuya ait bir yetkinin kullanım hukukunu birbirine karıştırır mıydı?

Biri özel mülkiyet, diğeri ise kamusal alan.

             Özel mülkiyette, mülk sahibinin kendi mülkü üzerinde sınırsız tasarruf hakkı vardır. Halbuki kamusal alanın sahibi halktır. Dolayısıyla halkın rızasının (demokrasinin) gözetilmesi hukuki bir zorunluluktur. Yönetici, halkın işlerini halk adına yürütmek üzere geçici bir süreyle seçilmiş bir ücretlidir.

Bu basit ilişkiyi anlamak çok mu zor?

Top