Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
HAZİNEMİZ
02-12-2021 17:44 90

HAZİNEMİZ

 

 

        Osmanlı’da maliye işlerine bakan kişiye “ defterdar “ denirdi ve o kişi aynı zamanda “ Divan-ı Hümayun “ üyesiydi!

Osmanlı da kelle gövde de emanet taşınırdı ve her an uçup gitmesi işten bile değildi!

            Yalnız bir fark vardı ve defterdarlar kelle konusunda şanslıydı! Çünkü onların birinci görevi saraya para bulmaktı, bundan da pek zorlanmazlardı! İtiraz eden olursa kelle giderdi!

          Yerlerine gelmesin diye öz çocuğunu, kardeşini boğazlayan taht sahibi Osmanlı padişahları pek defterdarlara dokunmazlardı ve kolay kolay da görevden almazlardı! Zaten onların görevden alma biçimi, Reisin görevden alma biçiminden farklıydı; görev yerine kelle alınırdı ki en temiz ve adaletli yoldu! Mesela öyle bir durumda çıkıp “ at izi, it izine karıştı “ deme şansı yoktu! Tüm bildikleri o kafatasıyla giderdi!

Şimdi bakın, nir den, nireyeee!

Bizim müthiş demokraside bir kere kelle alma yok ve bunun yerine kapıya gövde koymak var!

Ya da “ gel lan, senin gidi fetöcü” ya da “

HDP li “ denilerek ömür boyu hapse atılmak var!

Hazine işte!

Boşalınca ne yapacaktınız?

          İşten sorumlu Maliye Bakanınızı çağıracaksınız ve ceplerini kontrol edeceksiniz ki metelik yok ve üstelik sen konuşunca yüzü bir karış, alkışlamıyor da!

O zaman istikamet belli; gideceksin!

          Bu kaçıncı kişidir gitti bilmem ama bildiğim tek şey hükümetin fabrika ayarlarına döndüğüdür!

Darbeyi finanse etti denilerek yemediği küfür, tehdit kalmayan Arap şeyhi yüksek perdeden ağırlandı ve bir alış veriş yaptılar ama mesela vergisini veren bir vatandaş olarak hiç birimiz ne oldu, bitti bilmiyoruz!

          Ardından yeni gelenin de geçmişte birileri ile beraber yürüdüğü iddiaları hemen ortaya saçıldı!

Dış güçler işte!

Maliye bakanı dayanmıyor!

          Dün dövize yapılan müdahale de işe yaramayınca “ dış güçlerden “ ses geldi “ Türkiye kendisinin olmayan parayla müdahale etti “ diye!

Bunun ne demek olduğunu anlamadım!

Bu tür durumlarda bir akıl hocam var ve şaşmaz bir matematikçidir; annem!

Sordum;

-Bak oğlum; dün komşu Ali dayı sana bir emanet para bıraktı ya...

-Eeee!

           işte borçlun gelince sen o emanet parayı ona verdin; yarın adam parasını almaya gelirse ele, güne nasıl rezil olacağını sen düşün!

-Hıımmm..!

***************

KEYFİMİZ YERİNDE

 

Yok, simit üç lira olmuşta, benzin on liraya dayanmışta ve daha bilmem neler!

Yalan söylüyorsunuz!

Şehirlerde trafikteki araçlardan geçilmiyor; bunlar su yakmadığına göre bu neyin keyfi?

          Simit edebiyatı yapan lokantaya oturuyor bir buçuk İskender, bol salata ve üstüne de ayranını içiyor; çıkarken de beş simit parası bahşişi garsona bırakıyor!

Geçinemiyormuşuz!

Hadi ya!

           Sen ömür boyunca doğru beslenmeyi zaten becerememişsin ve bu nedenledir ki sağlıksızsın! Yer, yurt, araba sahibi olacağım diye boğazından kısmışsın ve zaman geçince Azrail’e burun buruna geldiğinde başlıyorsun nasihat etmeye!

          Günde iki paket sigarayı ciğerlerine gönderip, kömür sobası gibi kokarsın ama sıra bir kitaba gelince on lirayı fazla görürsün ve bu nedenledir ki yürüdüğünde cahilliğin elli metrede sırıtır!

Sen bir kere bu ilkede güzel yaşamayı hak etmemişsin! Zaten genlerin buna uyumlu değil ve Reis seni o kadar güzel çözmüş ki; iyi yaşamanın sana göre olmadığını bildiği için elinden geleni yapıyor ve konuştukça cebindeki eriyor ve eridikçe sende güller açıyor!

Görünen o ki bu gidişle ülkeyi gülistana çevirecek ve bize düşen sadece gül sermek olacak!

           Gerçi daha çok şeyler yapmak istiyor ama “ dün Diyarbakır’daki sokak röportajında olduğu gibi “ önünü kesiyorlar!”

               Kesenlerin Allah belasını versin; kesik halde bile bize bu kadar iyilik yapıyorsa; kesmeseler hepimizin ayağına cenneti alayı getirecek de anlayan kim?

Konuş Reisim!

           Sen konuştukça benim yanaklarım bahar bahçeye dönüyor ve öperler diye korkudan dışarıya çıkmıyorum!

          Ah bir de şu faizi sıfırlasan ve bu fakir kul da eteğinden tutup cenneti alaya kapak atsa ne iyi olurdu!

Bay Kemal de şunu kulağına küpe etsin!

Bayramı bahane ederek baldız öpülmez!

Tekeden süt sağılmaz!

Milli duygudan sadaka verilmez!

Bunayandan da akıl fikir çıkmaz!

Şimdi enseni iyi kapat ki nefesimiz boynunu yakmasın!

Biri bana “ dur “ desin, yoksa zebanilere karışacağım!

****************

HE CANIM

 

İlçenin adını söylemeyeyim, zaten okurlarımın çoğu bilir!

         Belediye seçimleri vardı ve ilçenin ileri gelenlerinden biri o dönemin Refah partisinden aday olmuştu. Oysa orada Refah partisine kimse içinden gelerek oy vermezdi!

Kişi hem aşiret mensubu, hem de dini bütün olunca seçildi ve belediye başkanı oldu!

         Aradan üç beş ay geçmişti ki ilçeye yatırımlar yapmak adına Ankara’ya gitti ve ilçeli yatırım müjdeleri beklerken, bir de baktık ki Başkan bir otelde iki lgbti ile basılmış ve gazete manşetlerinde boy, boy resimleri var!

          İlçe bir taraftan kaynarken, bir taraftan da meseleyi nasıl kapatırız diye parti teşkilatı kolları sıvadı ama toparlanacak gibi değildi!

        Bütün ilçe halkının başı önde, ağızlarını bıçak açmıyor ve bir araya gelen sessiz kalabalığın ortasında ilçenin ala delisi ayağa kalktı ve olanca sesi ile bağırdı “ ulan biz seni seçtik ki gidip kadınlarla beraber olasın, bu erkekler de nereden çıktı” deyince o kasvetli kalabalık gülme krizine tutuldu! ( kullandığı terim daha uç olduğu için buraya yumuşatarak yazdım)

Şimdi;

          “Bu kardeşinizi seçin, bakın dövizin, faizin haline” diyerek oy istemişti ve hepimiz koşarak verdik ( tabi ben hariç ) ve hiç birimiz “ bu güne kadar seçtiğimiz sen değ ilmiydin” diye sormadık!

Büyükşehir belediye başkan adayı idim!

             Küçük Meclis’te tüm adayları davet etmiş, seçilmeleri halinde neler yapacakları konusunda programlarını açıklamaları ve soruları yanıtlamaları isteniyordu!

           Şehrin önceki başkanları ve mevcut başkanın temsilcisi öyle konuşuyorlardı ki bir anda şehri hep benim yönettiğimi sandım!

Mikrofonu alan, şehrin içindeki rezaletleri ve yaşanmaz hale geldiğini, seçilmeleri halinde falan, filan...

               Tabi sıra bize gelince, giydirilmesi gereken yerde giydirdik ama seçimi en çok yalan söyleyen kazandı!

   Reis, seçime kadar enflasyonun canına okuyacağını söyledi!

Etme Reis, hangi birinin canına okuyacaksın?

Azrail anneye yaklaşmış “ senin amellerin iyi, sana bir erkek çocuk müjdesi vereyim” demiş!

Kadın; “ elimdekini alma, senin vereceğinden razıyım “ demiş!

Bence yakamızı bırak git ve düşüreceğin enflasyon boynumuzda kalsın, razıyız!

**************

PEKİ, SENİN DİLİN NE DİYOR

 

İşine geldikleri gibi bir din icad etmişler!

Bakıyorsunuz bu dinin içinde bunlardan başka her şey var!

Haram yeme diyor!

Komşun açsa sen tok yatma diyor!

Adaletli ol diyor!

Diyor da, diyor ve bunlara sorsan hepsine “ amenna ve saddak” derler!

Dahası Hz. Muhammed “ haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” diyor!

        Bizim ki güya susmuyor ve konuşuyor, sonra cümleyi bağlarken yine de bu suçları yüklediği adam için “ ne olursa, olsun yanındayım” diyor!

Geç bunları!

Hem bunları söyle, sonrada çık “ yanındayım “ de!

            Anladık; susunca dilsiz şeytan olmanın ağır bir suç olduğunu biliyorsun da, konuşup da gereğini yapmadığın zaman ne oluyorsun?

          Bunu da ben söyleyeyim; sanırım bu da dilli şeytanlık oluyor ki, ne kadar derin ve ince mesajlarla karıştırıcılık yaptığın ortada!

          Konuşmanda hiç alakası yokken ortaya Ayhan Bilgenle ilgili bir iddia atıyorsun; yani bayram değil, seyran değil enişte meselesi!

         Ayhan Bilge’nin böyle bir sapması olmuş mudur; bence olmamışsa bile bu tür şeylere eğilimi olan biridir! Olsa da yadırgamam ve kendisini az buçuk tanıyorum!

         HDP’ nin insan seçmemek gibi bir eksiği var ve her zaman da söylemişimdir! Ancak bazen HDP’ yi seçenlerin nasıl orada yer buldukları ve birden parladıklarını da anlamış değilim!

Toplumda hiç bir karşılığı olmayanları, varmış gibi yanlarına almaları nasıl bir iştir gerçekten iyi analiz etmek gerekir!

Bir kere denge particiliği oynarsanız, mevcut düzen partilerinden bir farkınız kalmaz!

          O halde emek veren ve HDP programına sadık kalanlardan yana tercihiniz olmalıdır ve bu tercihte ne etnik köken, ne de inançsal faktörler gözetilmemelidir! Bunu yapmadıklarını ve böyle bir ayrıma gitmediklerini iyi biliyorum ama tercihlerde vahim hatalar var! Bunu da kendileri benden daha iyi bilir!

Şimdi ülke siyaseti tehlikeli bir yol ayrımında!

           Bir devletin içinden adalet ve hukuku çekip alırsanız, geriye bir çete yapılanması devreye girer ve şu an için yapılan tehditler ve kullanılan dile bakılırsa ürkmemek elde değil!

           Üstelik bunu yapanların bu güne kadar ağızlarında hiç bir olumlu söz çıkmamışken; daha iyi günler beklemek fazla iyimserlik olur!

Top