Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
KOBANİ VE SİNİLİ İLETİŞİM
20-07-2014 14:48 1669

KOBANİ VE SİNİLİ İLETİŞİM

Daha önce alınan bir kararla Çarşamba günü İHD şubelerinin oluşturduğu bir heyetle Kobani sınırındaydık. İnsan hakları derneği uzun süredir bölgeyi izlemekte, İnsan hakları ihlalleriyle ilgili tespitler yapmakta, yaptığı tespitleri kamuoyu ile paylaşmaktadır. Çünkü Suriye İç savaşının başlamasıyla birlikte bölgede son derece ağır hak ihlalleri yaşandı.

 On binlerce insan yaşamını kaybetti, yüz binlerce insan yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı, Suriye’ ye bahar getireceğiz diye yola çıkan batı ve bölge ülkeleri Esed’in direnişi ve Esed’e alternatif olmaya aday Özgür Suriye ordusu içinden öne çıkan IŞİD, El -Nusra gibi Örgütlerin pozisyonları karşısında frene basmak zorunda kaldılar.

Kendini başından beri Esed’ in mutlak yokluğu üzerinden kurgulayan Türkiye; bu çetelere her türlü lojistik desteği devam ettirerek gizli ittifakını sürdürdü. Ancak bu çeteler Esed ile savaşma yerine, Başından beri Suriye’de yaşanan kanlı iç çatışmanın bir tarafı olmak istemeyen ve kendi bölgelerinde görece daha güvenli ve demokratik bir yapı oluşturan Kürtlerin başına Musallat olmaya yöneldiler. Bu yönelim kuşkusuz sadece IŞİD çetelerinin İddia etikleri gibi kuracakları hilafet devletiyle ilgili olmanın ötesinde son derece kapsamlı ve stratejik bir saldırı olduğu gerçeğinin yeterince kavranamamış olması işi bu noktaya taşıdı.

Çünkü Ortadoğu yu enerji güvenliği olgusu üzerinden yeniden dizayn etmek isteyen batı karşısında, Kürtler tarafından bu güvenliği uzun vadede tehdit edecek gerçek bir demokratik modelin inşa edilmesi, bu güçleri harekete geçirerek IŞİD tetikçiliğinde bir saldırıyı başlattı. Bu saldırılar Batı ve müttefikleri olan bölge devletlerinin katkısı olmadan devam etmesi mümkün değildir. PYD savunması karşısında defalarca püskürtülen bu çeteler, Musul işgaliyle ele geçirdikleri her türlü ağır silahları altı yüz kilometreden fazla bir mesafeden getirerek Türkiye sınırından Kobani kantonuna geçirmeleri, Kürt ve diğer bölge halklarının kazanımlarına karşı kullanmalarını  başka türlü izah etmenin imkanı bulunmamaktadır.

İşte Geçen Çarşamba günü İHD heyeti olarak Kobani kantonu karşısında kurulan nöbet çadırını ziyaret etmemizin temel sebebi yaşanan bu insanlık trajedisini bir kez daha yakından izlemek ve kamuoyu ile paylaşmaktı.

Dünyanın hiç bir coğrafyasında böylesine bir trajediyle karşılaşmak mümkün değildir Bir halkı düşünün coğrafyasıyla, kimliğiyle, kültürüyle, bütün insani, toplumsal, ölçü ve değerleriyle yüz yıl önce kendi dindaşı devletler tarafından emperyal göçlerin desteğiyle bölünüp parçalansın, kardeşin biri sınırın bu yakasında diğeri sınırın öbür yakasında yüz yıllık inkar, imha, baskı acı, ölüm,yoksulluk, asimilasyon ve soykırıma tabi tutulsun. Ve ben varım dediği an yeniden kirli kara zebanilerin dehşet verici katliamlarına maruz bırakılsın. Hawarına yetişmek isteyen kardeşinin elini tutamasın ağladığını duyamasın.

Orada tanık olduğumuz iletişim metodu karşısında hüzünlenmemek mümkün değil.

Sınırın bu yakasındaki Kürt, sınırın öbür yakasındaki kardeşiyle güneşe tutarak ışıldattığı parlak tepsi ile sınıra yakın getirttiği binlerce Suriye Kobani Kürdü yle aradaki tel örgü ve mayınlı arazi şeridi karşısında yapılan karşılıklı işaretleşmelerle yapılan buluşmaya, aradaki mayınlı arazi ve ölüm tehlikesini hiçe sayarak tel örgülerinin dibine kadar gelerek el sallayan Kobani’li iki gencin cesaretine tanıklık ettik.

21. YY modern dünyasında bu mazlum halkın trajedisine seyirci kalmak, bu insanlık dışı saldırı ve katliamlarla ortak olmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir. Bu çetelerin başarılı olması sadece Kürtlerin değil, başta kendi Frenkayştanını yetiştiren bölge devletleri olmak üzere bütün insanlığın başına bela olacağını acımazsızca kopardıkları ve kurşuna dizdikleri kafalardan görmek gerekiyor.

Top