Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
KRİZ NEYE GEBEDİR?
05-10-2018 14:59 741

KRİZ NEYE GEBEDİR?

 

         Ekonomik kriz dönemlerinde veya maddi taviz imkânlarının kısıtlı olduğu dönemlerde tek ulus stratejisinin gerçekleşme imkânları daha sınırlı iken, iki uluslu stratejinin izlenmesi daha mümkündür.

        Her iki durumda da üstün ulusa seçici erişim hakkı ve tavizler verilmesini de kapsadığından iki uluslu projelerin diğer ulusun kontrol altında tutulmasını ve hatta üzerinde baskı uygulanmasını gerektiğine dikkat çekilmelidir. Bob Jessop Devlet teorisi  “Kapitalist devleti yerine Oturtmak” eserinde Hegemonik projelerin içermelerinde Tek ulusa karşı iki ulus analizinde söz konusu hususu açıklamaktadır.

       Bu gün ülkenin içinde bulunduğu siyasal ekonomik durumu anlamaya çalıştığımızda Bop Jessop’un analizlerini anımsatan bulgularla görüyorum. Gerek krizin karakteristik biçimi gerek se otoriter sistem anlayışının vardığı aşama, iç siyaset ve diplomaside esas aldığı konsept yeni bir hegemonik kapitalist sistemin yolda olduğunu göstermektedir.

Ortaya çıkan mevcut koşullardan varılması arzulanan hedefe varmak çok kolay olmayacak ancak sonuçta yeni ve daha güçlü bir kapitalist modeli oturtmak için gözü kara bir yol izleneceği gerçeğini şimdiden ön görmek gerekiyor. Tek uluslu stratejilerde nüfusun yek pare desteğinin maddi tavizler ve sembolik ödüllerle (sosyal emperyalizm Keynes’çi refah devleti” projelerinde olduğu gibi) yayılmacı bir hegemonyayı hedefler.

        Türkiye’nin bir emperyal hedefinin olmadığını kim söyleyebilir. Şimdiden küresel Pazar kapsamında hitap ettiği pazar alanlarını küçümsememek gerekiyor. Seksen milyonu aşan iç pazar yanı sıra Afrika’dan Asya’ya Amerika’dan Avrupa’ya, Balkanlardan Çine kadar dünyanın birçok ülkesine ihraç ürünü satan Türkiye son on beş yıl içinde yeniden yarattığı sermaye sınıfıyla söz konusu geniş Pazar alanlarında hâkimiyetini daha da tahkim etmeye yönelecektir.

         Yaşanan ekonomik kriz üzerinden gerek sermaye sınıfın da gerekse sermaye hareketlerinde yeni aksların oluşturulmayacağını kim söyleyebilir. Şimdiden sermaye ve firmalar açısından ciddi ayıklanmaların başladığını görmek mümkündür.

        Birçok yerli firma ve yabancı sermaye kurumu tası tarağı toplayıp yurt dışına çıktığı gibi birçok yeni firma ve sermaye kurumunun da bunların yerine ikame olmak üzere sabırsızlıkla sıraya girdiğini görmek gerekiyor.

         Dolayısıyla yaşanan ekonomik krizin gerek ekonomik gerekse siyasal ve sosyal olmak üzere birçok alanda yeni oluşum ve değişimlere yol açabilecektir.

Bu değişim ve sonuçlardan toplumun büyük çoğunluğuna acı ve yoksulluk düşerken, toplumun egemen siyasal kesiti hegemonik statüsünü güçlendirerek, refah düzeyi ile birlikte iktidarını da tahkim etmenin yolunu bulmaya çalışacaktır.

         Mevcut kriz ve devalüasyondan devşirilerek tasarlanan fırsatın yaşama geçirilmesi demokratik ve insan haklarına dayalı bir zeminde hayat bulması kolay olmayacaktır. Bu nedenle daha baskıcı otoriter ve anti demokratik bir konseptle yol alınmaya çalışılacağına dair belirtilerin öne çıktığını söylemek mümkündür.

       İçerde tek ulus egemenliği şiarı esas alınarak Kürt halkının siyasal ve demokratik taleplerinin iyice baskılandığı, dışarıda gerilim ve çatışma politikalarıyla milli birlik ve beka meselesi öne çıkarılarak Mc Kinseyle birlikte milli, muhafazakâr, bir kapitalist sistemin hayat bulmasına çalışılacaktır.

Top