Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
KÜRESEL ISINMA, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SUYUN STRATEJİK ÖNEMİ
19 Kasım 2021 Gündem 1287

KÜRESEL ISINMA, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SUYUN STRATEJİK ÖNEMİ

 

 

            Dünyayı tehdit eden en önemli sorunların başında gelen küresel ısınma, farklı bölgelerde farklı şekillerde kendini hissettirmeye başlamıştır.

Ülkemiz de'de kendini his ettirmeye başladı.

            Başta Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde yeterli yağışların olmadığı ve su kaynakların azaldığı veya kuruduğu bir süreç yaşanıyor. Sağlık ve besin üretimi yanında, sürdürülebilir ekosistemler için vazgeçilemez olan su kaynaklarına küresel ısınmanın etkide bulunması kaçınılmazdır.

             Küresel ısınma su kaynaklarının önemini arttırmakta olup, dünyanın pek çok bölgesi çölleşme riski ile karşı karşıya geleceğinden suyun önemi daha da artmaktadır. Küresel ısınmanın en önemli sonuçlarından biri olan su kaynaklarının azalması, sürdürülebilir yaşamı engelleyecek

boyutlara ulaşmaktadır.

         Ekolojik dengenin korunması ve insan topluluklarının sürdürülebilir gelişiminin sağlanması için, su kaynaklarının bugün ve gelecekteki gereksinimleri karşılayabilecek şekilde korunması ve kullanılması gerekmektedir. Yaşam için vazgeçilmez doğal kaynak olan ve önemi artarak stratejik kaynak haline gelen su olmadan canlıların hayatlarını devam ettirmeleri olanaksızdır.

           Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin en önemli sonuçlarından olan su kaynaklarının azalması, çevresel etki yanında sürdürülebilir yaşamı engelleyecek boyutlara

ulaşmaktadır. 

           Su kaynaklarına doğrudan ve dolaylı etkide bulunan küresel ısınma,  su ve su kaynaklarının önemini daha da arttırmaktadır.

            Küresel ısınma sonucu su kaynaklarında ciddi sorunlar yaşanmakta olup başta tarım ve orman ürünlerinde azalışa ve yok oluşa doğru bir süreçle karşı karşıyayız. 

Bu azalışı ve yok oluşu durdurmak veya yavaşlatmak için, Ekolojik dengenin korunması ve insan topluluklarının sürdürülebilir gelişiminin sağlanması için, su kaynaklarının bugün ve gelecekteki gereksinimleri karşılayabilecek en akılcı şekilde korunması ve kullanılması gerekmektedir.

          Özellikle fosil yakıtların yakılması, Termik santraller ve benzeri gibi, ormansızlaşma ve sanayi süreçleri gibi çeşitli insan etkinlikleri ile atmosfere salınan sera gazlarının atmosferdeki birikimlerindeki hızlı artışa bağlı olarak şehirleşmenin de katkısıyla doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi sonucu, yeryüzü ve atmosferin alt bölümlerindeki sıcaklık artışına küresel ısınma diyoruz.

            Küresel ısınma kısaca tüm dünyayı ve canlıları etkileyen, çevresel değişikliklere neden olan yeryüzü sıcaklığındaki artıştır.

          Küresel düzeyde artan sıcaklık etkisiyle oluşan ısınma,  birbirleriyle ilişkili diğer iklim elemanlarında değişimlere neden olmaktadır. 

           Sıcaklık artışıyla oluşan küresel ısınma.  Kuraklık, hidrolojik döngünün değişmesi, su kaynaklarının hacminde ve kalitesinde azalma, temiz su kaynaklarının denize karışması ve su sorunu,  deniz seviyesinin yükselmesi, kar ve buzulların erimesi, aşırı buharlaşma, meteorolojik felaketlerde artış, yağış miktarı ve rejiminde değişiklikler,  yangınlar gibi sorunların da kaynağını oluşturmaktadır.

          Dünyanın toplam yüzeyi 510 milyon km2’dir ve bunun yaklaşık  %71’i sularla kaplıdır.

Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 olup,  %  97,5’i okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak,  %  2,5’i nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının %  90’ının kutuplarda ve yeraltında bulunması nedeniyle insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği tatlı su miktarının ne kadar az olduğu anlaşılmaktadır.

          Dünyada kullanılabilir tatlı suyun önemli bölümü, ekosistemlerin devamlılığı için gereklidir Denizlerdeki tuzlu sular insanların gereksinimlerini karşılayabilecek niteliklere sahip olmayıp,  karalardaki suyun yalnız  %  10’u kullanılabilir tatlı su sınıfına girmektedir.

          Bu da toplam su potansiyelinin  %  0,3’ü kadar yani 5 500 km³’tür. Bu değer tüm akarsuların yıllık 37000 km³’lük debisi ile kıyaslandığında,  %  15 gibi önemli bir değer çıkmaktadır. Bu sonuç gelecekte artacak olan su gereksiniminin karşılanmasında büyük sorunlar oluşturacağını ortaya koymaktadır.

             Her yıl 500 bin km3 su buharlaşıp atmosfere karışmaktadır. Kıtalar buharlaşmayla 70 bin km3 su kaybederken, yağışlarla 110 bin km³  su almaktadır.

           Yaklaşık 40 km3’ü akışa geçerek nehirlerle denizlere ve kapalı havzalardaki göllere ulaşan bu yağışın ancak 9 000 km3’ü teknik ve ekonomik olarak kullanılabilmektedir.

          Tatlı su kullanımı tarım, sanayi, konutlar olmak üzere üç alanda gerçekleşmekte olup, sektörler arasında büyük su rekabeti bulunmaktadır. Tarımda su kullanımının payı 20.  yy. başlarında  %  90,5 iken günümüzde  % 69’a gerilemiş,  sanayi ve enerji sektöründe  %  23’e, konutlarda % 8’e çıkmıştır.                  Dünyadaki toplam su tüketiminin % 73’ü sulamada kullanılmaktadır.

        Sulanan tarım alanları 1995’te 253 milyon hektarken,  2010’da 290 milyon hektara, 2025’te 330 milyon hektara ulaşması beklenmektedir. Nüfus artışı sonucu 300 yıl öncesine kıyasla günümüzde 45 kat daha fazla su kullanılmaktadır.

           Toplam su tüketimi 1940’ta 1000 km3 iken, 1960’ta ikiye katlanarak 2000 km3’e ulaşmış, 1990’da tekrar ikiye katlanarak 4130 km3 olarak gerçekleşmiş, 2000’de ise 5200 km3’e ulaşmıştır.

Küresel Isınmanın Su Kaynakları Üzerine Etkisini Değerlendirelim. Küresel ısınma su kaynaklarının önemini arttırmakta, dünyanın pek çok bölgesi çölleşme riski ile karşı karşıya geleceğinden gelecek senaryolarında su, petrol gibi değerli olacaktır.

               Küresel ısınma sonucu su kaynaklarında azalma, orman yangınları ve bunlara bağlı ekolojik bozulmalar olacaktır.  Akarsu havzalarındaki yıllık akımlarda oluşabilecek azalma sonucu kentlerde su sıkıntıları başlayacak,  su gereksinimi artacaktır.

             İklim değişikliği nedeniyle su kaynaklarındaki azalma tarımsal üretimde olumsuz etki yapacaktır. Kurak ve yarı kurak alanların genişlemesine ek olarak yıllık ortalama sıcaklığın artması çölleşme,  tuzlanma ve erozyonu arttıracaktır.

            Mevsimlik kar ve kar örtüsünün kapladığı alan azalacak,  karla örtülü dönem kısalacaktır. Kar erimesinden kaynaklanan akış zamanı ve hacmindeki değişiklik su kaynakları,  tarım,  ulaştırma ve enerji sektörlerini olumsuz etkileyecektir. 

Ayrıca küresel ısınma buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, iklim kuşaklarının kayması gibi değişikliklere de neden olacaktır...

Hüseyin ÇIPLAK

Top