Öldürüldüler ve gittiler
Gündem, 26 Temmuz 2021 06:36
Biz hâlâ hayatın mucizesine inananlar, hayatla aramıza savaşı sokmayalım. Kim olursak olalım, inançlarımız, görüşlerimiz ne olursa olsun, aynı yalın, berrak talebin altına birlikte imza atabiliriz. Biz barış isteyenler birbirimizden uzak durdukça barış daha uzağa kaçıyor. Bu kez milyonlar bir araya gelelim. Bu barış bizim barışımız olsun.
Bazen denizde, bazen gece zamanı gökyüzünde, bazen dağda tek bir ışık görürsün…
Gidilemez olduğunu bilirsin, tıpkı o ışık kadar uzaktalar.
İşte o ışıklar.
Yıldızlar içindeler… Şarkı söylerler, kimisi türkü, kimileri gülümser…
Bir zamanlar ne kadar çabuk geçmiş meğer; zamanlar yaşanırken sessiz, sedasız…
Eski zamanlar… Ve yeni zamanlar eskimeye hazırlar.
“Ömür dediğin nedir ki!”
Yaşanmış ne kadar hukuk, istenmiş ne kadar adalet varsa hukuksuzluğa karşı; yaşlanmadan yaşadılar ve sanki alınyazılarıymış gibi öldürüldüler.
Alçakça işlenmiş cinayetlere adları yazıldı.
Alçaklar ikisini de enselerinden vurdular.
Katillerin yüzleri yoktu, gözleri yoktu, gözlerine bakacakları cesaretleri yoktu.
İşte o ışıklar…
Cinayetlere kurban edildiler.
Öldürenler bulunacak olsaydı acaba yine öldürülürler miydi?
İşte o ışık gibi dağın tepesinde, gökyüzünde görülen, denizdeki ışık gibi gözüken…
Onlar oralarda durup dururken, bizim hayatlarımız sürüp giderken…
Şimdi onlar için sayfalar dolusu gerekçeli kararlar, iddianameler yazılıyor.
Failleri bulunmuş, cezalandırılmış, failleri yakalanacakmış yargılama sürerken…
Adları gerekçeli kararlarda, iddianamelerde maktuller bölümünde yazılıyor.
Eski zamanlarda dediklerinden, sözlerinden, yazdıklarından, yaptıklarından, yaşadıklarından ve hatta düşüncelerinden dolayı yargılananlardı; adları sanıklar bölümünde yazılırdı.
Ömürlerini bırakıp gittiler işte… Biriktirdikleri ne varsa, yaşadıklarını, yazdıklarını, söylediklerini bu topraklara ve bu coğrafyanın insanlarına emanet edip gittiler…
Vicdan nedir diye sordular….
Hrant ruh halini anlatıyordu bir yazısında:
“Gerçek hakem, halklar ve onların vicdanlarıdır. Benim vicdanımda ise hiçbir devlet erkinin vicdanı, hiçbir halkın vicdanı ile boy ölçüşemez. Benim tek isteğim canım Türkiyeli arkadaşlarımla ortak geçmişimi alabildiğine etraflıca ve de o tarihten hiç de husumet çıkarmamacasına özgürce konuşabilmek.” [i]
Yanıtlamıştı. Konuşabilmek dedi ve ondan geriye kaldı insanlara emanet!
1996 yılında barış için söylenmiş sözleri vardı.
“Barış dendi mi fırlarım hiç düşünmeden. “Ben varım” derim, ön koşulsuz. Ben atıldıkça etraf-tarafım önüme dikilir: “Sen kendi işine bak! Bu tür barış diyenleri, günün birinde punduna getirip, bir şekilde halletmiyorlar mı? Senin neyine gerek?” Bir an duraklıyor insan. İşte bu bir anlık bocalama, savaş kışkırtıcılarının en büyük silahı aslında ve barışın önündeki en ciddi engel. Bir diğer engel de erdemli kavramların artık haddinden fazla “gevelenen” kavramlar haline dönüşmüş olması. (…)
Unuttuğumuz barışı düşleyebiliriz. Düşleyebilmek, en büyük gücümüz. Biz düşledikçe barış canlanacak, soluk almaya başlayacak. Önce bir sussun silahlar... Ölüm sussun!.. Hayat konuşsun!..
Biz hâlâ hayatın mucizesine inananlar, hayatla aramıza savaşı sokmayalım. Kim olursak olalım, inançlarımız, görüşlerimiz ne olursa olsun, aynı yalın, berrak talebin altına birlikte imza atabiliriz. Biz barış isteyenler birbirimizden uzak durdukça barış daha uzağa kaçıyor. Bu kez milyonlar bir araya gelelim. Bu barış bizim barışımız olsun.
Barış isteyenler, gelin, barış için barışalım.
Barış için bir milyon imzamız olsun.
Verdim gitti be!
Savaşın ölümü imzamdan, benimki de barıştan olsun!.. Evet, barış için gelin önce birbirimizi anlayalım. Werin em ewil hev du fehm bikin ji bo aştiyê. Khağağutyan hamar nakh yegek irar hasgınank. Gelin, acılarımızı paylaşalım ve saygı gösterelim.[ii]
Tahir’den geriye kalanlar…
Yazılarından, söylediklerinden, biriktirdiklerinden kalanlar…
Ayakta kalsın” dedi ve Dört Ayaklı Minareyi konuşturdu.“Önünde ne demişti?
“Tarihi Dört Ayaklı Minare insanlığa sesleniyorum; beni ayağımdan vurdular. Ne savaşlar ne felaketler gördüm ama böyle ihanet görmedim diyor bize. (…)
Biz bu tarihi bölgede birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz.
Bu amaçla bugün arkadaşlarımla Diyarbakır barosu üyesi avukat arkadaşlarımla, Diyarbakırlılarla birlikte buradayız. Buradan demokratik tepkimizi ifade etmek için buradayız. Bu davranışı tarihe yönelik bu şiddet eylemini, tarihi bir değere yönelik bu suikastı, bu saygısızlığı kınıyoruz.
Tarihine, tarihsel değerlerine, tarihsel mirasına sahip çıkamayan toplumlar doğru ve güvenli bir gelecek de kuramazlar. Bu nedenle tarihimize, değerlerimize, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkalım diyoruz.”
Dört Ayaklı Minarenin önünde ensesinden vurdular.
Sordular; Newroz nedir diye? Tarif etti, bize emanet dizeleriyle…
Newrozla Gelen Barış yazısında Newroz için hem özgürlüğün hem “barışın yeni günü” demişti.
“Newroz” yeni gün demek. Kürt tarihindeki mitolojik anlamı da; Asur kralı zalim Dehakın zulmünün sona erdiği, diğer bir ifadeyle karanlık bir dönemin sonu, aydınlık ve yeni bir gün, yeni bir dönemin başlangıcı…
Kawa adlı bir Kürt demircinin önderliğinde Dehakın ölümü, Asur Sarayının burçlarında ateşlerin yakılması; acının ve ölümün sonu, ÖZGÜRLÜĞÜN VE BARIŞIN YENİ GÜNÜ, yani “roja nu / yeni gün”, yani Newroz… (…)
Barış aynı zamanda bir haktır. Uluslararası belgelere göre insanlar, diğer haklarının yanında “barış hakkına” da sahiptir. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 12 Kasım 1984 tarihli 39/41sayılı kararıyla “Halkların Barış Hakkına Dair Bildiri”yi onaylamış, Bildiride, “Halkların barışçıl bir yaşam sürdürmelerini sağlamanın her Devletin kutsal bir görevi olduğunu kabul ederek…
” uluslararası ilişkilerin yanı sıra, bireysel ve toplumsal barışı da sağlamanın devletin görevi olduğu vurgulanmıştır. Barışın temeli eşitlik ve adalettir.”[iii]
Bu topraklarda çok öldüler, çok öldürüldüler…
Gittiler
Gündem, 26 Temmuz 2021 06:36
Yorumlar (0)

İMAMOĞLU NU CUMHURBAŞKANI YAPACAGIZ

BASKAN GEÇIT " BAYRAMLAR BİRLIK VE BERABERLİĞİMİZIN SİMGESİDİR

BU ZOR GÜNLERİ DAYANIŞMA ILE AŞACAĞIZ

MALATYALILARA" GAYRET EDİYORUZ " DEMEK SKANDAL DEĞİLDE NEDİR?.

BASKAN TAŞKIN " BATTALGAZIYE YAKIŞAN TAZİYE EVLERİNI MAHALLELİYE KAZANDIRACAĞIZ "

MESOB BAŞKANI KESKİN " ESNAF MALATYANIN BEL KEMIĞİDİR

MALATYA'DA 8 ŞİRKET KEPENK KAPATTI

EĞİTİM-SEN"ÜNİVERSITE ÖĞRENCİLERİNİN HAKLI MÜCADELESİNE DESTEK VERİYORUZ "

O KÜFÜRÜ.......I

MEDYA DAYANIŞMA GURUBU: GAZETECİLIK SUÇ DEĞİLDİR

GAZETECİLER DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR

MALATYA AKP DE ESKİ BASKAN KRİZ YENİ BAŞKAN VEFA DEDİ

MALATYADA HALKIMIZ SANDIKLARA AKIN ETTİ

CHP MALATYA İL ÖRGÜTUNDEN EKREM İMAMOĞLUNA TAM DESTEK

YEŞİLYURT BELEDİYESİ 44 BIN ADET MEYVE FIDANI DAGITACAK

GAZETECİLER GOREVLERİ SIRASINDA ENGELLENMEMELİ

TURKIYE BELKİDE DEMOKRASİ TARİHİN EN KARANLIK GÜNLERİNDE BİRİNİ YAŞIYOR

YASANANLAR DEMOKRASİNIN YOK EDILMESİ FAŞİZMİN AYAK SESİDİR

EKREM iMAMOGLUNA MALATYA DA TAM DESTEK

CHP " BU MİLLETE TOP YEKUN SALDIRIDIR "

SİVAS İÇİN ADALET HERKES İÇİN ADALET

Barış Yıldız dan Çanakkale Zaferi kutlaması

AĞBABADAN ÇANAKKALE ZAFERİ KUTLAMA MESAJI

BASKAN TAŞKIN " ÇANAKKALE ZAFERİ VATAN İCİN YAZILMIŞ BİR KAHRAMANLIK DESTANIDIR

MALATYADA 3. ORGANİZE SANAYI BÖLGESİ KURULACAK MI?

ÇGD KONGRE İLANI

BATTALGAZİ BELEDİYESİNDE GÜNEŞENERJİSİNE BÜYÜK YATIRIM

VELİ AĞBABA " MALATYA İÇİN HERKESLE MASAYA OTURMAYA HAZIRIM.

BAŞKAN GEÇİT " 14 MART TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN"

AĞBABA "HAÇOVALILARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİM

GAZİ KATLİAMI VE ŞİMDİDE SURİYE VAHŞETİ

ÖZGUR BASIN ÖZGUR TOPLUMUN TEMELİDİR

MTB BASKANI ÖZCAN'DAN URETİCILERİNE UYARI

TEİAŞ YAZIHANDA 35 PARSELİ KAMULASTIRIYOR.

BARIŞ YILDIZ " BİRLIKTE DAHA GÜCLÜ BİR MALATYA İÇİN "

BAŞKAN GEÇİTİN O PROJESİNE AGBABADAN

BATTALGAZİYE YENİ NEFES; ÇARŞI BAŞI REKREASYON ALANINDA SONA DOĞRU

SALMAN ; KADIN CİNAYETLERİ SİSTEMATİK

BAŞKAN GEÇİT KADINLARIMIZ HUZURLU MUTLU VE SAĞLIKLI TOPLUMLARIN TEMİNATIDIR
