Geç kalınmadan parlamenter sistem
Kuruluşunun 100. Yılını deviren Türkiye, bugünlerde buraya gelinceye kadar yaşanmayan olaylarla karşı karşıya. Geçen yüzyıl içinde zaman zaman demokratik kesintiler olsa da hiçbir zaman bugünkü gibi iç yakıcı olaylar yaşanmamıştı. Şu anda koca ülkem, Atlas Okyanusu ortasında motorları susmuş bir yolcu gemisi gibi dalgalarla boğuşurken bir o yana bir bu yana savruluyor.
Ülke her yeni güne bir tutuklanma haberi ile uyanıyor. Ekonominin tıkanma noktasına geldiği şu günlerde, bu sıkıntı yetmiyormuş gibi iktidar adeta ana muhalefete bir savaş açtı… İletişimin bu denli geliştiği bir dönemde tüm dünya Türkiye’de yaşanan demokrasi kıyımını izliyor. Bu izlenim de özellikle dış ekonomik destek taleplerimizi sıfırlamakla kalmıyor, sanayinin içinde bulunduğu durumu da karartıyor.
Tüm bu yaşananların temelindeki gerçek neden 2028 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi. Sayın Erdoğan, Anayasa gereği aday olamıyor. Ancak aday olabilmek için değişik yöntemlere başvururken, rakip olacakları da yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışıyor.
Sayın Erdoğan, yerel seçimlerdeki mağlubiyetini asla unutmadı ve bir türlü hazmedemedi. Özellikle son seçimde ikinciliğe düşmesi onun için tam bir şok oldu. O da biliyor, şu anda bir seçim olsa rakibi ister Ekrem İmamoğlu olsun, ister Mansur Yavaş, sonuç değişmeyecek. Kaybedecek. O nedenle enflasyonu düşürüp, bazı kesimlere zam yaparak seçimi kazanmayı düşünürken, İmamoğlu’nu tutukladığı anda o şansını da yitirdiği ekonomistlerce dillendiriliyor.
Sayın Erdoğan, yargı yoluyla çıktığınız yol sizin gelecek hayallerinize çok zarar verdi. Dikensiz gül bahçesi yaratacağım derken, yolları dikenlerle dolu hale getirdiniz. Meydanları dolduran milyonlar, artık iktidar ömrünüzün sonuna geldiğini açıkça söylüyor.
Meydanlardaki milyonlar “Türkiye ittifakı”. Hani geçmişte söze başlarken Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arnavut derdiniz ya işte o kalabalıkları onlar oluşturuyor. Tüm kesimler bir arada. Çok bilinçliler. Asla provokasyona gelmiyorlar. Dışarıdan manipüle edilen provokasyonlarla özellikle gençlere yönelik bu tutuklamalarla kredinizi iyice tüketiyorsunuz. Kalabalıklar size ne diyor biliyor musunuz?
“SANDIK”
İktidarda kalarak çeşitli yolları denemek ülkeye daha çok zarar verecektir. Bunun için iki seçenek var.
1. Sandık
2. PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞ
Tüm bu yaşananlar bana yaşanmış bir öyküyü anımsattı.
Turgut Özallı yıllar. Seçim çalışmalarında Sayın Özal Bayburtlulara müjdeyi veriyor ve Bayburt “İl” oluyor. İnanılmaz hareketli günler yaşanan kentte büyük bir mutluluk var. Çok büyük etkinlikler arasında, o özel gün için Devlet Senfoni Orkestrası Bayburt’ta bir konser veriyor. Konser bitiyor ve gazeteciler bir Bayburtlu izleyiciye mikrofon tutuyor ve beyefendi konseri nasıl buldunuz diye soruyor ”Efendi, Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi“ diyor.
SON SÖZ: Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ancak baharın gelişini engelleyemezsiniz. PABLO NERUDA