Bu ülkeye yakışan parlamenter demokrasidir
Artık demokratik Türkiye’de neyin yasal, neyin yasal olmadığını kestirmek mümkün değil. Çünkü, neyin yasal neyin yasal olmadığına yönetim karar veriyor. Vatandaş, benim anayasal güvencem var, istediğim gibi çıkar AKP yönetimini eleştiririm diyemiyor. Dediğiniz anda kendinizi yargı karşısında buluyorsunuz. Siyasi, gazeteci, vatandaş fark etmiyor. Şanslı iseniz salıveriliyor, değilseniz tutuklanıyorsunuz. Acı olan da niçin, neden tutuklandığınızı da aylar sonra iddianameler yazılınca öğreniyorsunuz. İddianamelerin hazırlanışı kişiye göre değişiyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın tutukluluğu iki ayı geçti hala iddianame ortada yok.
Diğer yandan CHP’ye tam baskıyla bir yargı kıskacı uygulanıyor. CHP’li Belediye Başkanları birer birer tutuklanıyor. İki belediyeye kayyım atandı. Daha sonra İmamoğlu’nun diploması gündeme getirildi, sonra da yolsuzluk var diye İmamoğlu ve tüm kadrosu tutuklandı. Saygın hukukçular bu tutuklamaların tümünün sanal iddialarla yapıldığı kanaatindeler.
Kamu vicdanında yargı artık siyasi erkin kontrolündedir. Bu çok acı, aynı zamanda da çok tehlikeli bir gidişin işaretidir. Yıllardır ekonominin yangını ile boğuşan toplumun hiç sesi çıkmazken, İmamoğlu’nun masum olduğuna inanan milyonlar bir anda meydanları doldurdu. Bu sadece İmamoğlu’nun tutuklanması, sadece yaşanan yokluk yoksulluk olmayıp, hukuksuzlukların da artık dayanılmaz boyutlara gelmesiydi. O yoğun kalabalıkta ne bir itiş kakış, ne bir dalgalanma oldu. Saraçhane artık özgürlük için seslerin yükseldiği bir meydan oldu, Maltepe’deki 2.2 milyonluk miting ise yönetimin bu davranış ve gidişine dur dedi.
Demokratik ülke Anayasaları, halka ifade özgürlüğü ve toplanma hürriyeti tanımıştır. Meydanlara toplanan insanlar, iktidarın bu eylemlerine ve ekonomik beceriksizliğine daha fazla destek vermediklerini ve erken seçim istediklerini dile getirdiler. Özellikle gerek Saraçhane’de, gerekse Ankara ve İzmir’de toplanan ve son derece sakin geçen toplantılara dışarıdan provokasyonlar yapılmış güvenlik güçleri ile gençler arasında gerginlikler yaşanmıştır. Toplamda 301 kişilik bir gençlik grubu toplanıp tutuklanmıştır. Bu çocuklar öğrenci… Hapishane koşulları şu anda o çocuklar için uygun değil. Bu hukuksuz uygulamalar ile, yeni yapılacak toplantılara bir tür göz dağıdır. Bu çocuklar ne yapmıştır? Sizler de genç oldunuz onlara karşı bir şey yapılırsa onlar da cevap verecektir. O kargaşada yakın mesafeden sıkılan gazlardan çocuklar çok zor anlar yaşadılar.
YÖNETENLER; Giderlerse gitsinler dediğiniz binlerce pırıl pırıl genç başta hekimler olmak üzere gittiler. Bu gençler de bu yapılanlar karşısında ne düşünecekler?
Bu gençler 20 yıl sonra bu ülkeyi yönetecekler. Siz, Türkiye’nin geleceği olan bu gençleri hapsediyorsunuz.
Parti Genel Başkanı, Belediye Başkanları, gazeteciler ve gençlerin tutuklanmalarının, dış dünyada ülke kredisine nasıl zarar verdiği ortadadır. Tüm dünya bu yaşananları konuşuyor. Ekonominin dışarıdan gelecek yatırımlara çok ihtiyacı olduğu bir dönemde, yargının siyasallaşması kuşkusu varken yatırımcı gelmez.
Sayın Şimşek, işiniz çok zor. Allah yardımcınız olsun. İki yıldan beri enflasyonu düşürmek için yoğun emek verdiniz. Ancak bu emeğiniz yaşanan hukuk garabetleri sonucu heba oldu. Şu anda başladığınız noktaya geldiniz. Medyadan öğrendiğimize göre, çok önemli ekonomik bir toplantı için yurt dışına gidiyorsunuz. Bu toplantıya Tüsiad Başkanları da davetli ama onların yurtdışı çıkış yasağı var. Gittiğinizde onlar neden gelmedi diye sorarlarsa çok zor durumda kalacaksınız. Ama üzülmeyin kimse sormaz, onların yurtdışı yasağı olduğunu dünya alem biliyor zaten.
Sayın Erdoğan; Bir yurttaş olarak, gelin zaman kaybetmeden, tutuklu siyasilere af çıkarın onlar serbest kalsın toplum bir rahatlasın. Özgür Özel’le bir araya gelin el sıkışın, birlikte “ Parlamenter Demokrasiye” dönelim deyin. Bu müjdeyi verdiğiniz anda Türkiye aydınlanacak. İddia ediyorum, dolar bile Merkez Bankası’na gerek kalmadan 25 TL’ye düşecek. Bu atacağınız adım, Türkiye’yi dar boğazdan kısa sürede çıkaracaktır. 86 milyon kucaklaşacağız. Ortadoğu kaynıyor, etrafımız ateş çemberi, ekonomik sıkıntılarımız var.
SON SÖZ: ODTÜ’ye giren polis bir öğrenciyi yakasından tutarak uyarıyor: “Akıllı ol oğlum !” Öğrenci: “Abi, sen buraya elinde copla giriyorsun ben 550 puanla girdim. Daha nasıl akıllı olayım?” Prof. Hüseyin