Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
PSAKD Malatya: Katliamla Malatya'nın inançsal ve etnik yapısı değişime uğradı
19 Nisan 2021 Gündem 465

PSAKD Malatya: Katliamla Malatya'nın inançsal ve etnik yapısı değişime uğradı

 

 

               Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Malatya Şubesi, üzerinden 42 yıl geçen Malatya Katliamı’na ilişkin açıklama yaptı.

              Açıklamada, “Üzerinden 42 yıl geçen 24 Aralık 1978 tarihin en karanlık günlerinden biridir. Bizlere bu günü yaşatanların yakalarına yapışmalı ve onlara bu ayıplarını unutturmamalıyız” denildi.

             Malatya Katliamı’nın üzerinden 43 yıl geçti. Dönemin Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’na yapılan suikastı gerekçe gösteren faşistler, Malatya’da “Milletim Uyan” başlıklı bir bildiri dağıttı. Belediye hoparlöründen kuran okunup, “Din elden gidiyor. Camilere de bomba konuluyor” anonslarının yapıldığı katliamda 8 kişi yaşamını yitirirken yüzlerce kişi de yaralandı.

              Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş tarafından yazılı olarak yapılan açıklamada, 17 Nisan 1978 Malatya Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Yapılan açıklamada “42 yıl geçse bile bu işin faillerini bulup gereken şekilde cezalandırılmasını sağlamalıyız” denildi.

 

Açıklamada şunlar kaydedildi:

 

“MALATYA KATLİAMI’NIN İZLERİ MALATYA’DA BUGÜN DE GÖRÜNMEKTEDİR”

 

                17-20 Nisan 1978 tarihinde gerçekleşen Malatya olaylarının üzerinden yaklaşık 43 yıl geçti. Türkiye tarihinin en çalkantılı dönemlerinde gerçekleşen Malatya Katliamı’nın izleri Malatya’da bugün de görünmektedir.

               Hamit Fendoğlu’nun ölümünden iki gün önce Bilim ve Kültür Derneği adlı bir kuruluş, Malatya’da “Milletim Uyan” başlıklı bir bildiri dağıtır. Bildiride şu ifadeler yer almaktadır: “Milletini seven subay, öğretmen, memur, talebe, işçi, köylü, kendini devletin, milletin temiz ideallerine adayan değerli kardeşlerimiz, komünistler tarafından kahpece şehit edilmişlerdir.

               Müslümanlar bizi yok etmeye yönelen İslam ve millet düşmanlarının karşısında, müdafaa kavgasında birleşelim. İçinde bulunduğumuz zor günler bütün Müslümanları bir araya getirmelidir. Vedatlar, İbrahimler; sizlerin bıraktığınız yerden davamız daha da yükselecek, komünist katillerden intikamınız mutlaka alınacaktır.

 

“YAKILIP YIKILAN İŞYERLERİNİN %90’I DEMOKRAT, SOLCU VE ALEVİLERE AİTTİ”

 

               Hamit Fendoğlu’nun öldürülmesinin ardından çıkarılan olaylarda 1000’e yakın işyeri tahrip edildi ve yakıldı. Yakılıp yıkılan işyerlerinin yüzde 90’ı demokrat, solcu ve Alevilere aitti. Saldırıdan yaralananların da çoğunluğu bu kesimin insanlarıydı. Artık Malatya’da demokratların, solcuların ve Alevilerin yaşamlarını sürdürme ve iş yapma olanakları zorlaşmıştı.

               Bu nedenle Malatya’dan göç başladı. 12 Eylül 1980’de yapılan askeri darbeden sonra da, demokrat, solcu ve Alevilere yönelik faşist baskılar yoğunlaştı. Bunca baskıyla karşılaşan demokrat, solcu ve Aleviler, sonunda Malatya’yı terk etmek zorunda kaldılar.

               İş sahibi olanlar, işyerlerini günün değerinin çok altında fiyatlara satarak Mersin, Adana, İstanbul, İzmir gibi kentlere göç etmeye başladılar. Ekonomik gücü olmayanlar da köylerine döndüler. Böylece Malatya’nın inançsal, etnik ve kültürel mozaiği, siyasal yapısı esaslı bir değişime uğramış oldu.

 

“21. YÜZYIL İNSAN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLER VE BİLİM ÇAĞI OLMALIDIR”

 

              Ortak ülkemizin devrimci, ilerici güçleri, emekten ve emekçiden yana güçleri, tüm ötekileştirilen toplum kesimlerinin insan olmaktan doğan haklarını savunan sosyalistleri, kararlı bir şekilde bir arada yaşama kültürünü tahrip eden karanlıkta kalmıştır.

              Bütün katliamların aydınlığa kavuşturulması için mücadele etmeli ve laikliği, bireyin ve emeğin özgürleştirilmesini, devletin demokratikleştirilmesini savunan güçlerle omuz omuza olmayı ana ilkelerinden biri edinmelidir.

               Bu uğurda verilecek mücadelenin farklı kültürlerin ve inançların bir arada yaşayabileceği bir Türkiye özleminin gerçekleşmesine katkı sunacağını, Maraş katliamını unutturmak isteyen çevrelere etkili bir cevap olacağına inanıyorum.

                21. Yüzyıl insan hakları, özgürlükler ve bilim çağı olmalıdır. İnsan hakları, özgürlük ve bilim gibi kutsal değerlere ve katliamlarda yitirdiğimiz evlatlarımıza, saygının bir gereği olarak diyorum ki; devletin derin çekmecelerinde gizli arşivler açılmalı, katliamların yaşayan tanıkları dinlenmelidir.  

                Arşivlerin, yaşayan tanıkların, kitap, belge ve o dönemdeki mahkeme tutanaklarının ışığında katliamda suçu, hatası ve ihmali bulunan birey ve kurum her kim varsa evrensel hukuk verileri çerçevesinde yargılanmalı, gerekli cezalar verilmelidir. Anlamlı anma, kayıplarımızın katillerinden hesap sorulmasıyla mümkün olabilir.

 

“FAİLLER BULUNUP CEZALANDIRILMALI”

 

                Katliamların önlenmesi de ancak kararlı bir direnişle mümkündür. Maraş gerçeğinde ortaya çıkan derslerden biri de örgütlü olunan mahallelerde kayıpların asgari düzeyde kalabildiğidir.

               İşte Yörükselim Mahallesi, işte Kahraman Maraş mahallesi gerçeği bunu göstermiştir. Faşist katillerin en çok katliam yapmak istediği bu iki mahallede kahramanca direnişler sonucunda faşistler mahallelere sokulmamış ve onlara önemli kayıplar da verdirilmiştir.

                  Üzerinden 42 yıl geçen 24 Aralık 1978 tarihin en karanlık günlerinden biridir. Bizlere bu günü yaşatanların yakalarına yapışmalı ve onlara bu ayıplarını unutturmamalıyız. 42 yıl geçse bile bu işin faillerini bulup gereken şekilde cezalandırılmasını sağlamalıyız.

                  Türkiye’de hak arama tarihi uzun, zorlu bir süreç ve bazen tahammül sınırlarını zorluyor. Ancak bu zorlukların bizleri yıldırmaması gerekiyor, gerekiyorsa bayrağı evlatlarımıza devredeceğiz, ama asla boyun eğmeyeceğiz. Bu yoldaşlara, halka, verdiğimiz emeklere, ödediğimiz bunca bedele bağlılığımızın bir gereğidir de aynı zamanda.

Top