Malatya Son Nokta - Haberin Merkezi
Zulüm ve Direniş
01-10-2014 16:23 1521

Zulüm ve Direniş

Uluslar arası göçler;
15 gündür Kobani’yi kuşatarak
Üstün silah imkanlarıyla Kobani halkını
bombalayarak, katlederek kan deryası yaratan
Işide karşı etkili bir müdahalede bulunmaması
Uluslar arası lişkilerde ahlaki ve vicdani
çöküntünün vardığı düzeyi göstermektedir.Oysa aynı uluslar arası güçler IŞİD tehlikesine karşı ortak bir
koalisyon gücünü oluşturarak kararlılık gösterisi yapmakta
koalisyonun çapını büyütmeye çalışmaktadır.
Musuldan sonra Bağdat yerine Erbil’e yönelen IŞİD
saldırganlığına karşı ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin
yerinde gösterdiği müdahale benzeri bir müdahale
refleksini Kobani’yi kuşatan IŞİD’e karşı en az şu
ana kadar kullanmaması vicdansızca bir çifte standardı
ve zulmü ifade etmektedir.
IŞİD’in adım adım Kobani çemberini daraltarak ilerlemesine
karşın koalisyon güçlerinin seyirci pozisyonunda
kalmasının Türkiye hükümetiyle ilişkili olduğı
iddiası yaygınlaşmaktadır. IŞİD saldırıyor,Kobani direniyor.
İddia edildiği gibi Türkiye devleti hükümetinin İŞİD’e
Trenle mühimmat göndermiyor veya Açakale kapısından
eleman geçişine imkan tanımıyorsa, İnsansız hava
araçlarıyla istihbarat sağlamıyorsa dahi, birlikte yaşamayı
ve barışı hedeflediği Kürtler için moral sağlayabilecek
birkaç cümle, kobani direnişinin nefes alabileceği
toleranslı bir yaklaşım yerine, kendi kardeşlerinin havarına
giden insanlara karşı insancıl hukuku hiçe sayan
saldırgan muamele yerine daha insancıl bir yaklaşımda
mı gösteremiyor. IŞİD’in Kobaniye yönelik dış destekli
saldırısı bütün şidetiyle devam ederken, Kobani halkı
büyük imkansızlıklar içinde direnmektedir. Bu direniş,
Kobaniyi IŞİD çetelerine teslim etme hesabı içinde olan
güçleri hem şaşırtmakta hem de pervasızlaştırmaktadır.
Oysa C başkanı saldırının ilk haftasında YPG yi işid
karşısında tutunmayarak kaçtığını büyük bir kibirle ifade
etmişti. Bu yetmemiş gibi YPG yi IŞİD ile aynı kefeye
koyarak kriminalize etme gayretleri içerisine girerek
koalisyon göçlerine hedef göstermiştir.
Kobani direnişi uzadıkça Türkiye Hükümetinin asabiyet
kat sayısı artmakta, dış politikadaki değişken tutumu
hızlanmakta, çözüm süreciile ilgili tahrik edici
karşı tarafı aşağılayıcı söylemleri tavan yapmaktadır.
Milletvekili Aysel Tuğluk’un polis ve asker’in, Sınıra dayanan
mülteciler ile bunlarla dayanışmak üzere Suruç’a
gelen insanlara karşı kullandığı orantısız güç ,gaz
bombaları cop ve basınçlı suya karşı tepkisini taşla ortaya
koyması zehirli bir dil ve kampanyaya dönüştürülmüş
bulunmaktadır.
Oysa aynı tepkiyi yıllar önce Filistin halkı için İsrail
güvenlik görevlilerine karşı Sınır boylarında berbat politikaların
bedelini ödeyen insanlığın akibetini çok önceden
yazan Hristiyan asıllı Filistinli yazar Edward SAİD’in
Filistin intifadasında Filistinli çocuklarla beraber benzer
eylemini 25 yıl kutsayan siyasal çevrelerin Aysel tuğluk’a
yönelik kullandığı zehirli dil, aynı zamanda bir iki
yüzlülüğü ortaya koymaktadır. C Başkanının ısrarla YPG
yi İnsanlık düşmanı IŞİD ile aynı kefeye sokarak uluslar
arası koalisyonunun hedefi haline getirme çabası
çözüm süreciyle ilgili niyeti de açığa çıkarmaktadır.
Hükümetin hesabı, istihbari bilgileri, Kobani’nin IŞİD
tarafından ilk hafta içinde düşürüleceği üzerine kurulmuştur.
Bunun hazırlığı olarak Tüm Kobani halkı 400
bin kişi Kobani’yi terk edecek kendileri için hazırlanan
çadırlara yerleşeceklerdi ve hemen ardından Kobani düşecek
ve İŞDİN eline geçecekti.
Bu senaryo gerçekleşmeyince sınıra gelen kobani
halkı uluslar arası mülteci hukukuna aykırı olacak şekilde
kaba muameleye tabi tutulmuş, üç gün sınırda
bekletilmiş ardından gaz bombaları cop ve basınçlı su
saldırıları ile karşılanmış ve bu muamele 15 gündür değişmeksizin
devam etmektedir.
Bir yandan çözüm sürecinin devam edeceğini söyleyen,
biryandan çözüm için masada oturduğu PKKye
neden uluslar arası koalisyonun saldırmadığını ifade
eden bir iktidar anlayışının çelişkili tutumu ciddi anlamda
süreci rizke etmektedir. Sürecin çökmesi yeniden
bir iç felaketin yaşanması Türkiye’nin Irak ve
Suriye’ile benzeşmesi anlamına gelecektir ki buna asla
razı olmamamız gerekir.

Top